Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/13793 E. 2015/12837 K. 02.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13793
KARAR NO : 2015/12837
KARAR TARİHİ : 02.12.2015

MAHKEMESİ : ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/08/2015

Bandırma 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/08/2015 tarih ve 2015/134-2015/133 D. İş sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati haciz talep eden (alacaklı) vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati haciz talep eden banka vekili, müvekkili banka ile dava dışı Naci arasında akdedilen kredi sözleşmesinde müşterek borçlu müteselsil kefil olan borçlulara tebliğ edilen hesap kat ihtarnamesine rağmen borcun ödenmediğini ileri sürerek, ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, alacağın genel kredi sözleşmesine dayandığı, asıl borçlu yönünden teminat alındığı, müteselsil kefiller için ise teminat alınmadığı, asıl borçlu yönünden alacağı karşılayacak miktarda teminat almayarak kusurlu davranan bankanın, bu sorumluluğunu kefillere yükleyemeyeceği, mal kaçırma iddiası hakkında soyut ifadelerin yeterli olmadığı, normal takip yolu ile ihtiyati haciz arasında olağanüstü zarar doğuracak etkili bir fark bulunmadığı gerekçesi ile talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı talep eden vekili temyiz etmiştir.
Talep, ihtiyati haciz istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile talebin reddine karar verilmiştir.
İcra İflas Kanunu’nun 257/1. maddesi hükmü gereğince, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Buna ve İİK’nın 45. maddesine göre, asıl alacağın borçlusu tarafından alacağı temin etmek üzere rehin verilmiş olması halinde bu alacağa ilişkin olarak rehne başvurulmadan, ihtiyati haciz kararı verilmesi mümkün olmamakla birlikte, TBK’nın 586. (Mülga BK’nın 487. maddesi) maddesi uyarınca, müşterek borçlu müteselsil kefiller yönünden kefil oldukları miktar için ayrıca kefaletin rehinle teminatı söz konusu değilse bu kişiler hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesi mümkündür.
Somut olayda, istem dilekçesine ekli belgelerden; talep eden alacaklı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiği, haklarında ihtiyati haciz kararı verilmesi talep edilen borçluların bu sözleşmede müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğu, talep eden alacaklı banka tarafından kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle hesabın kat edilip borçlulara hesap kat ihtarının gönderildiği anlaşılmaktadır. İhtiyati haciz taleplerinde tam bir ispatın aranmasının gerekmediği, yaklaşık ispatın yeterli olduğu da dikkate alındığında, hesap kat ihtarında belirtilen ve ödenmediği ileri sürülen alacak tutarı için alacaklı bankanın ihtiyati haciz talebinde bulunmasında yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gözetilerek, İİK’nın 257/1’inci maddesi uyarınca ihtiyati haciz şartlarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile talebin reddi doğru görülmemiş, hükmün ihtiyati haciz talep eden banka yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle ihtiyati haciz talep eden vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün ihtiyati haciz talep eden yararına BOZULMASINA, 02/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.