Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/1503 E. 2015/6189 K. 04.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/1503
KARAR NO : 2015/6189
KARAR TARİHİ : 04.05.2015

MAHKEMESİ : FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/09/2014 tarih ve 2013/268-2014/243 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin 2010/52344 sayılı “…+Şekil” unsurlu marka başvurusuna, müvekkilinin 2002/170491, 2004/12324, 2004/01430 sayılı “….+Şekil”, “….+Şekil”, “….+Şekil ” unsurlu markalarını mesnet göstererek yaptığı itirazın, TPE YİDK’nun 2013-M-4455 sayılı kararlarıyla reddedildiğini, yine müvekkilinin 2010/68340 sayılı “…” unsurlu marka başvurusunun ise davalı şirket marka vekilinin 2010/52344 sayılı “….+Şekil” unsurlu marka başvurusunu gerekçe göstererek yaptığı itiraz üzerine MDB tarafından KHK’nın 8/1 (b) maddesi uyarınca reddedildiğini bu karara yaptıkları itirazın ise TPE YİDK’nın 2013-M-4858 sayılı kararıyla reddedildiğini, müvekkili şirketin TPE nezdinde …. asıl unsurlu birçok markanın sahibi olduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimaline yol açacak ölçüde benzerlik bulunduğunu, ibare üzerinde öncelik hakkının müvekkiline ait olduğunu, … ibaresinin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanının çekirdek unsuru olduğunu ileri sürerek müvekkilinin itirazlarının reddine ilişkin 2013-M-4858 ve 2013-M-4455 sayılı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararlarının iptali ile davacı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, iptali istenen Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararlarının yerinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket temsilcisi davaya cevap vermemiş, yargılamaya katılmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların markalarına konu ibarelerin ayırt edicilik düzeyinin düşük olduğu ancak bunun markaların hiç korunmayacakları anlamına gelmediği, “…” ibaresinin her iki grup markanın ilk ve ön plandaki ibareleri olduğu, bu nedenle davacı markasının varlığı karşısında başvuru markasının tescil olunmasının 556 sayılı KHK’nın 8/1 (b) maddesine aykırılık teşkil edeceği,… ibaresi üzerinde 36. sınıf hizmetler yönünden davacıya ait 2002/29398 sayılı markanın varlığı nedeniyle önceye dayalı hak sahibi olduğu gerekçesiyle TPE Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 2013-M-4858 ve 2013-M-4455 sayılı kararlarının iptaline ve davalı şirket adına tescilli 2010/52344 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1) 7201 sayılı Tebligat Kanunun 12. ve 13. maddeleri ile Tebligat Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 20. ve 21. maddelerine göre, tebligatın tüzel kişinin yetkili mümessillerinden birine, tüzel kişinin tebligatı almaya yetkililerinin herhangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle görevli bir kişiye, bunların da bulunmaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine yapılması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta davalı … adına çıkartılan dava dilekçesi tebligatında “daimi çalışan sekreter …’e tebliğ edildi” yazılı bulunsa da tebligat evrakına, Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin yukarıda belirtilen hükümleri doğrultusunda öncelikle tüzel kişi yetkili temsilcilerinin adreste aranıp da bulunamadıklarına ya da hazır oldukları halde evrakı alamayacak durumda olduklarına dair şerh düşülmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden, usulsüz tebliğe rağmen yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı … yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2) Bozma sebep ve şekline göre, davalı … vekilinin sair, diğer davalı TPE vekilinin tüm temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı …. vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı … yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin sair, diğer davalı TPE vekilinin tüm temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 04/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.