YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/161
KARAR NO : 2015/2974
KARAR TARİHİ : 05.03.2015
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/06/2010 tarih ve 2007/677-2010/586 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalılar arasında 10.05.2006 tarihli “iş ortaklığı ve şirket yönetim anlaşması” yapıldığını, bu anlaşmanın “…” adı altında bir işletmenin açılması, işletilmesi, şirketin yönetimi, kar paylaşımı, yönetim ve koordinasyon hususlarına ilişkin olduğunu, söz konusu anlaşma çerçevesinde, davalı şirketin faaliyet merkezi olan …’da kurulu bulunan … olarak faaliyet gösteren binanın 2. katında bir yer tahsis edildiğini, sözleşme kapsamında SMB işlemlerinin ve sair davalı şirket işlerinin yürütülebilmesi için tek yetkili olarak müvekkilinin tayin edildiğini, iş ve işlemlerin davalı şirket adına yürütülebilmesi için vekaletname verildiğini, müvekkilinin, ilerleyen dönemlerde davalı şirket faaliyetlerine de ortak edildiğini, bu ortaklığın şirket hissesi devri yoluyla yapıldığını, davalı şirketin 5 adet hissesinin 30.09.2006 tarihli hisse devir sözleşmesi ile satın alındığını ve buna karşılık davalı şirkete 37.620 TL sermaye aktarımı yapıldığını, anlaşmaya göre devir bedelinin kısım kısım ödeneceğini, bedel tamamlandığında da devir işleminin yapılacağını, ortaklık tesisinden sonra İtalyan Antismoking System SRL şirketi ile 10.05.2006 tarihinde Master Franchise Sözleşmesi imzalandığını, sonrasında hızla Türkiye’de bayilikler verilmeye ve sistemin yaygınlaştırılmaya başlandığını, tüm işlemlerin müvekkili davacı tarafından yürütüldüğünü, taraflar arasındaki iş ortaklığı devam ederken, davalıların tek taraflı keyfi uygulamaları ile … İşletmesinin çalışmalarını engellediklerini ve aralarındaki sözleşmenin müvekkiline tanıdığı bütün yetkileri kullanılamaz hale getirdiklerini, … faaliyetlerinden elde edilen kazançların uzun bir süre davalıların sahibi bulunduğu … giderlerine aktarıldığını ve bu işletmenin faaliyetlerinde kullanıldığını, davalıların … için yapılan harcamalara iştirak etmediklerini ve … için aldıkları parayı da iade etmediklerini, ortaklığın sulh yolu ile tasfiye görüşmeleri devam ederken, davalılar tarafından, Bakırköy 13. Noterliği’nin 09.07.2007 tarih ve 33145 yevmiye nolu azilnamesi ile, 30.06.2006 tarih ve 19757 sayılı vekaletname ile verilen yetkilerin geri alındığını ve müvekkili davacı ile … çalışanlarının işyerine girişinin kapı kilitleri değiştirilerek engellendiğini, dolayısıyla 10.05.2006 tarihli İş Ortaklığı ve Şirket Yönetim Anlaşması’nın davalılarca tek taraflı olarak feshedilmiş olduğunu ileri sürerek, davalıların 10.05.2006 tarihli sözleşmeye aykırı hareket ettikleri ve tek taraflı davranışları ile eylemli olarak haksız şekilde sözleşmeyi feshettiklerinin tespitini, şimdilik kaydıyla ve her biri 1.000 liradan toplam sekiz bin TL’nin en yüksek reeskont faizi ile birlikte iki davalıdan birlikte ve zincirleme sorumlu olarak tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında verdiği dilekçe ile sigara bırakma işletmesine davacı tarafından aktarılan kısma yönelik istemini 42.148,50 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davacının iyi niyetli olmadığını, davacının işletmeden uzaklaştırılmaya çalışıldığının gerçek olmadığını, davacının işi sözleşmeye uygun yürüteceğini kabul ve taahhüt etmesine rağmen, henüz işin başında ve sözleşmeye aykırı olarak … markasını, giderleri … gelirlerinden karşılanmak sureti ile kendi adına Marka Tescili yaptırarak sözleşmeyi ihlal ettiğini, müvekkillerinin bu durumu azilden sonra 20.07.2007 tarihinde öğrendiğini, müvekkilinin ortağı olduğu hastane ve kliniğe cihaz aldırarak, … işletmesine katkıda bulunduğunu, davacının, hisse devirleri amacı ile veya başka nedenlerle müvekkillerine hiçbir ödemede bulunmadığını, Şubat 2007 tarihine kadar müvekkiline davacı tarafından 88.795 TL kredi kullandırıldığını ve şirketin faaliyet giderlerine harcandığını, … faaliyetleri için 10.000 TL kredi kullanıldığını, piyasaya borçlanıldığını ve netice olarak 300.000 TL kredi ve piyasa borcu bulunduğunun müvekkiline bildirilmesi üzerine davacının başarısız olduğunun anlaşıldığını ve verilen yetkilerin geri alındığını, … işletmesi ile yetkilerinin ise devam ettirildiğini, azilden sonra …’nde temin ve tahsis edilen merkezde 14.07.2007 tarihine kadar faaliyette devam etmesine müsaade edildiğini, bu tarihte davacının şirketle olan fiili ilişiğinin kesildiğini, taraflar arasında akdedilmiş sözleşmenin müvekkilleri tarafından feshedilmediğini, davacının müvekkillerine aktardığı bir paranın söz konusu olmadığını, fakat müvekkilinden aldığı ve halen zimmetinde bulunan paralar olduğunu, müvekkiline ait şirkette davacının profesyonel yöneticilik yapmasının söz konusu olmadığını belirterek, davanın reddi ile, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla sözleşmede cezai şart olarak kararlaştırılan miktardan şimdilik 50.000 USD’nin karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, davacı karşı davalıya verilen vekaletnamenin azilname ile sonlandırılmasının davaya konu sözleşmenin tek taraflı feshedildiği anlamına gelmediği, davalının eylemleriyle davacının kişilik haklarının zedelendiğine ilişkin herhangi bir delilinin sunulamadığı, taraflar arasındaki sözleşmesinin uygulanmaması gibi bir durumun mevcut olmadığı, taraflarca davalıya ait tıp merkezi işletmesi bünyesinde faaliyet gösterecek ayrı bir ortak ticari işletme kurulup çalıştırıldığı, kar elde edilemediği, tarafların sulh yoluyla işin tasfiyesi görüşmelerine başlandığı bu hususun mali işlemler raporundan ve taraf beyanlarından anlaşıldığı bu durumda yoksun kalınan kar yada müsbet zararın bulunmadığı, sözleşmenin uygulanabilirliği için davacı tarafça toplam 84.297,00 TL harcama yapıldığı, sözleşmenin giderler başlıklı bölümünde şirketin kazancı olmadığı taktirde bu giderlerin ortaklar tarafından eşit olarak karşılanacağından davacının bu harcamanın 1/2’si olan 42.148,50 TL’yi talebinin haklı ve yerinde olduğu, … işletmesinin banka gelirlerinden karşılandığı sabit olan 37.620,00 TL bölümden şimdilik 1.000 TL’lik talebinin yerinde olmadığı, … işletmesinde kullanılmak üzere satın alınan ve iş yerinde bırakılan eşyaların toplam değerinin 1/2 si olan 35.398,90 TL’den şimdilik 1.000 TL’lik talebin ortaklığın finansmanı için verilen kaynak tutarı yukarda belirtilen 84.363,95 TL olup bırakılan eşyalar için ayrıca bedel talebinin mükerrer talep niteliğinde olduğu, davacının davalılar ile arasındaki ilişki 10.05.2006 tarihli iş ortaklığı ve şirket yönetim anlaşması ile kurulmuş bir ticari ilişki olup işveren yada hizmet sözleşmesi olmadığından davacının hizmet karşılığı ücret talebininde yerinde bulunmadığı, marka tescil belgesinin davalı karşı davacı adına tesis edileceği hususunda taraflar arasında herhangi bir hükmün bulunmadığı, … işletmesine ait gelirlerin gizlendiği yolundaki iddialarında dosyaya sunulan sözleşme gereği delil niteliğinde olan mali işlemler raporuna göre dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile 42.148,50 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı karşı davacı vekilinin karşı davaya yönelik tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2 – Dava, taraflar arasında yapılan işletme sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve maddi tazminat istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili ile davalılar arasında düzenlenen sözleşme kapsamında, sigara bırakma konusunda bir işletmenin kurulması konusunda anlaşmaya varıldığını, bu amaçla davalı şirketin temsili için müvekiline vekalet verildiğini, müvekkili tarafından davalıya ait bir kısım hisselerin devralındığını ileri sürmüş, mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda değinilen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacı tarafından yapılan harcamaların yarısının iadesinin gerektiğinden hareketle sonuca gidilmiştir. Ancak, taraflar arasındaki sözleşme niteliği itibari ile adi ortaklık sözleşmesi olup, uyuşmazlıkta adi ortaklığın tasfiyesi hükümlerine göre çözümlenmelidir. Bu kapsamda, davalı limitet şirket bünyesinde oluşturulan işletmenin kar ve zarar durumu, hali hazırdaki aktif ve pasifleri ve malvarlığı ortaya konulmalı, varsa ortaklığın artan değerleri taraflar arasında paylaştırılmalıdır. Mahkemece, anılan şekilde inceleme yapılması gerekirken, sözleşme içeriğine yanlış anlam verilerek sonuca gidilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
3 – Öte yandan davacı tarafça, dava dilekçesi ve yargılama sırasındaki açıklamalarda, davacının davalı şirkete ait bir kısım hisseleri iktisap ettiği, bu kapsamda düzenlenen sözleşme ile davalılara hisse bedelinin ödendiği, adi ortaklı ilişkisinin sonlanması nedeniyle bu bedelin de iadesinin gerektiği ileri sürülmüşse de, mahkemece bu husus üzerinde durularak inceleme yapılmış değildir. Bu durumda, söz konusu iddia değerlendirilerek, taraflar arasında usulüne uygun bir limitet şirket hisse devrinin söz konusu olup olmadığı, işlemin şekil şartlarına riayet edilmeksizin gerçekleştiğinin belirlenmesi halinde ise, tarafların verdiklerini geri isteme hakları bulunduğunun kabulünden hareketle sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi dahi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
4 – Bozma neden ve şekline göre davacı karşı davalı vekili ile davalı karşı davacı vekilinin asıl davaya ilişkin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı karşı davacı vekilinin karşı davaya ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün taraflar yararına, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, hükmün davacı karşı davalı yararına BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, bozma neden ve şekline göre, taraf vekillerinin asıl davaya ilişkin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 05/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.