Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/1706 E. 2015/6860 K. 13.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/1706
KARAR NO : 2015/6860
KARAR TARİHİ : 13.05.2015

MAHKEMESİ : ERZURUM 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/12/2012
NUMARASI : 2011/529-2012/711

Taraflar arasında görülen davada Erzurum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06/12/2012 tarih ve 2011/529-2012/711 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka şubesinden almış olduğu araç kredisi nedeniyle aracı üzerine banka lehine rehin tesis edildiğini, kredi borcunun tamamen yatırıldığını, buna rağmen davalı banka çalışanlarının usulsüz işlemleri nedeniyle müvekkilinin hiç tanımadığı bir şahıs adına düzenlenmiş taşıt kredi sözleşmesine kefil olarak gösterildiğini ve anılan sözleşmedeki kefaleti nedeniyle borçlu bulunduğundan bahisle müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını ve dava açıldığını, yapılan yargılama sonucunda kredi sözleşmesi altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığı gerekçesiyle davanın reddedildiğini, buna rağmen davalının müvekkilinin taşınmazı üzerine haciz koydurduğunu ve araç üzerindeki rehni kaldırmadığını, müvekkilinin ihtiyacı olmasına rağmen aracının rehinli olması nedeniyle aracı satamadığını, bankalardan evini ipotek ederek ihtiyaç kredisi de alamadığı için üçüncü kişilerden yüksek faizle borç almak zorunda kaldığını, davalının müvekkilini maddi ve manevi zarara uğrattığını ileri sürerek, haciz ve rehnin kaldırılmasını, 15.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili banka tarafından borçlu ve kefillerin kredi borcunu ödememesi nedeniyle icra takibi başlatıldığını, yapılan takibin usul ve yasaya uygun olduğunu, araç üzerine konulan rehnin davacının müvekkili bankadan kullandığı kredinin teminatı olarak konulduğunu, tazminat taleplerinin yersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ihtarlarına rağmen rehnin kaldırılmadığı, dava tarihinden sonra rehin kaldırma işleminin gerçekleştiği, icra takibine konu alacağın dayanağı olan kredi sözleşmesi altındaki imzanın davacıya ait olmadığının kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit olduğundan haksız olarak konulan rehin nedeniyle davacının manevi zarara uğradığı, davacı tarafça maddi tazminat isteminde de bulunulmuş ise de, davacının maddi tazminata ilişkin davasını ispat edemediği, esasen tapu kayıtlarındaki hacizler ile araç üzerindeki diğer hacizlerin Erzurum 2. İcra Müdürlüğü’nün 2008/8643 sayılı takip dosyasından değil, başka dosyalardan kaynaklandığı, anılan icra dosyasından da asıl takibe girişilmemesi nedeniyle ihtiyati haczin hükümsüz kaldığı, İcra Müdürlüğü’nün girişilmiş bir takip dahi olmamasına rağmen bir takım işlemlerde bulunması nedeniyle bu işlemlerin yok hükmünde olup, icra memurunun hatasından kaynaklandığı, davacı tarafça haciz ve rehinlerin kaldırılması da talep edilmiş ise de, haciz ve rehinler dava açıldıktan sonra kaldırılmakla talebin konusuz kaldığı gerekçesiyle, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile, 2.500,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, maddi tazminat isteminin reddine, konusu kalmayan rehin ve haciz kaldırma talepleri yönünden ise, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı tarafça, davalı bankadan almış olduğu araç kredisi nedeniyle söz konusu araç üzerine rehin tesis edildiği, kredi borcunun kapatıldığı, ancak davalı Banka personelinin usulsüz işlemleri sonucu dava dışı şahıs tarafından çekilen krediye kefaleti bulunması gerekçe gösterilerek rehnin kaldırılmadığı gibi, işbu kredi sözleşmesine istinaden davacının taşınmazı üzerine de haciz konulduğu, kredi sözleşmesi altındaki imzanın kendisine ait olmadığı ve bu itibarla kefaletten kaynaklanan bir borcu bulunmadığı kesinleşmiş mahkeme kararı ile ortaya konulmasına rağmen davalı banka tarafından haciz ve rehnin kaldırılmaması nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığından bahisle işbu dava açılmıştır. Mahkemece, haciz ve rehinler dava açıldıktan sonra kaldırılmakla bu yöne ilişkin talep konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, 818 sayılı BK’nun 49. (TBK 58) maddesinde, şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir. Şahsiyet haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenebilmesi için 818 sayılı BK 49. (TBK 58) maddede belirtilen şartların gerçekleşmesi gerekir. Somut olayda, davalı Banka tarafından davacının kefaletinin bulunduğu kredi sözleşmesine ilişkin olarak açılan davada verilen kararın kesinleşmesinden sonra rehnin kaldırıldığı da anlaşılmıştır. Bu itibarla, mahkemece manevi tazminata hükmedilmesi için gerekli olan şartların oluşup oluşmadığı, davalı eyleminin ne surette manevi tazminatı gerektirdiği açıklanmaksızın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.