Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/1789 E. 2015/6904 K. 14.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/1789
KARAR NO : 2015/6904
KARAR TARİHİ : 14.05.2015

MAHKEMESİ : ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … Asliye Ticaret Mahkemes’ince verilen 04/11/2014 tarih ve 2014/408-2014/323 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan …’in satış müdürü olarak müvekkili şirkette çalışmakta iken emekli olacağını bildirerek işten ayrıldığını, ancak davalının müvekkilinin rakibi olan diğer davalı şirkette çalışmaya başladığının anlaşıldığını, davalı …’in müvekkili ile arasındaki sözleşmede yer alan rekabet etmeme yükümlülüğüne aykırı davrandığını, İş Kanunu’nun 23. maddesi uyarınca diğer davalının da sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek, 44.100 TL cezai şartın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmede rekabet yasağının sınırlarının Türkiye Cumhuriyeti olarak belirlendiği, belli bir bölge belirlenmemiş olması nedeniyle sözleşme hükmünün Anayasa’nın çalışma özgürlüğü ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 14/05/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

1- Dava, işçiyle yapılan rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık sebebiyle haksız rekabetten doğan zararın tahsili istemine ilişkindir.
2- Uygulamada çoğu zaman, ayrılıp gidecek olan işçiyle veya bayi, acente gibi lisans alanlarla ya da işletmenin devri sebebiyle devreden ortaklarla yapılan ve temel amacı bir ticari işletmenin ulaştığı iktisadi değerini korumak için yapılan rekabet yasağı sözleşmeleri bir ihtiyaçtan doğmaktadır. Türk Borçlar Kanunu’nun 445.maddesi hizmet sözleşmeleri yönünden, TTK 123.maddesi ise acente sözleşmeleri, rekabet yasağı sözleşmelerinin geçerli olabilmesini yer (dar bir bölge), zaman (maksimum iki yıl) ve konu (aynı iş kolunda) yönünden sınırlandırılmış olması şartına bağlamıştır.
3- Somut olayda, davalılardan ….’in davacının …. adresindeki fabrikasında 24/03/2009 tarihinde satış müdürü olarak belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışmaya başladığı, iş sözleşmesini 30/06/2013 tarihinde feshederek kendi isteğiyle davacıya ait işyerinden ayrıldığı ve akabinde de diğer davalıya ait işyerinde çalışmaya başladığı anlaşılmaktadır.
4- Her ne kadar taraflar arasındaki iş sözleşmesinde, konu ve süre yönünden rekabet yasağı hukuka uygun ise de, coğrafi bölge sınırlamasının tüm ülkeyi kapsıyor olması nedeniyle böyle bir şart, Anayasa’daki çalışma hürriyeti ile TBK 445.maddesindeki hükümlere aykırıdır. Bununla birlikte, TBK 19 maddesi uyarınca sözleşmelerin mümkün olduğu kadar sözleşmeyi ayakta tutacak şekilde (favor negotii / favor contractus), tarafların gerçek ve ortak iradelerini esas alarak yorumlanması gerekmektedir. Bu bağlamda rekabet yasağı sözleşmesin tüm Türkiye’yi kapsaması doğru değil ise de, sırf sözleşmede çok geniş bir coğrafi bölge alınmış olmasını gerekçe göstererek, sözleşmenin aynı il, hatta aynı muhit yönünden dahi geçersiz olduğunu ileri sürmek sözleşme ekonomisi ve sözleşmeyi ayakta tutma ilkesine ve taraf iradelerine açık aykırılık teşkil edecektir (Akın Ünal, Kelepçeleme Sözleşmeleri, Adalet Yayınevi, 2013, s.212).
5- Öte yandan, rekabet yasağına aykırı davranan tarafın, bu şartın aynı muhit yönünden dahi geçersizliğinin ileri sürmesi MK 2.maddesindeki hakkın açıkça kötüye kullanılması yasağının ihlali anlamına gelecektir.
Anılan nedenlerle, yerel mahkemenin rekabet yasağı sözleşmesini büsbütün geçersiz sayarak davanın bu gerekçeyle reddini doğru bulmadığımdan, yerel mahkeme kararını onayan Dairemiz çoğunluk görüşüne katılmıyorum.