Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/2437 E. 2015/8197 K. 12.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/2437
KARAR NO : 2015/8197
KARAR TARİHİ : 12.06.2015

MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/11/2014
NUMARASI : 2014/544-2014/644

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.11.2014 tarih ve 2014/544-2014/644 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalının %50’şer hisse ile dava dışı T. Yapı San. Tur. Tic. Ltd. Şti.’ni kurduklarını, ortakların sermayenin 1/4’ünü şirketin kuruluşunun tescil ve ilanından itibaren üç ay içinde, diğer kalan kısmını ise 31.08.2010 tarihine kadar ödeyeceğini taahhüt etmesine rağmen davalının edimini yerine getirmediğini, şirket kuruluş aşamasında davalının ödemesi gereken zorunlu masraf ve giderleri müvekkilinin ödediğini, davalının sermayenin 1/4’üne isabet eden sermaye koyma borcunu yerine getirmemesi nedeniyle mahkeme kararıyla şirketin fesih ve tasfiyesine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini ileri sürerek, şirket muavin defter kayıtlarına göre müvekkilince kuruluş aşamasında yapılan 16.217,19TL’lik harcamanın davalının %50 hissesine isabet eden 8.108,00 TL’lik kesintinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, şirketin kuruluş aşamasında yapılan harcamaların şirket ortaklarının hissesi oranında harcandığını, bu durumun 25.10.2008 tarihli 2 nolu kararla imza altına alındığını, davacının davaya dayanak yaptığı harcama listesinin hem ortak harcanan rakamları hem de tasfiyeden sonraki dönemlerde müvekkili ile ilgisi olmayan harcama kalemlerini kapsadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının şirket adına harcamalarının 16.689,25 TL tutarında olduğu, 28.10.2008 tarihli ortaklar kararına göre 1/2’si olan 8.344,63 TL’yi davalıdan isteyebileceği, davalı sermaye taahhüdü borcunu yerine getirmediğinden davacının alacağını istemekte haklı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 8.108,00 TL’nin tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tasfiyesine karar verilen şirkete ait şirketin kuruluş aşamasına ilişkin yapılan harcamaların diğer ortaktan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda defter kayıt ve belgelerinin incelenmesi sonucunda ortaklar cari hesabında görülen şirketin kuruluş ve tasfiye döneminde kasaya verilen nakitler ve harcamaların davacı tarafından yapıldığı, davalı tarafından herhangi bir harcama ve kasadan tahsilat kaydına rastlanmadığı, yapılan ödemelerin bir kısmının davacının sermaye koyma taahüdü olarak mahsup edildiği belirtilmiştir. Dairemizin bozma ilamında belirtilen 25.10.2008 tarihli ortaklar kurulu kararı 3 maddeden ibaret olup, “1- Şirketimizin kurulması sırasında ve resmi olarak kurulmasından önce yapılan harcamaların şirket defterine kaydedilmesine, 2- Şirketimizin kurulması sırasında yapılan harcamalar şirket ortaklarının hisseleri oranında harcandığından, ortak cari hesaplarına hisseleri oranında alacaklandırılmasına, 3- Yapılan harcamaların sermaye taahhüt hesaplarından mahsup edilerek ortaklara geri ödenmemesine” şeklindedir. Dairemizin uyulan bozma ilamında ortaklar kurulu kararının tüm hükümleri birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen, gerek bilirkişi raporunda gerekse mahkeme gerekçesinde belirtilen ortaklar kurulu kararı ile maddi olgu bir bütün olarak değerlendirilip tartışılmamış olmakla bozma gereğinin yerine getirildiğinden bahsedilemez. Bu durumda, uyulan bozma gereğinin yerine getirilmesi amacıyla kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.