YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/2700
KARAR NO : 2015/6456
KARAR TARİHİ : 06.05.2015
MAHKEMESİ : İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/10/2003
NUMARASI : 2001/1856-2003/1174
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/10/2003 tarih ve 2001/1856-2003/1174 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın İ. Şubesinde hesabı bulunduğunu, banka personelinin tavsiye ve telkinleri sonucu parasını o. hesabına yatırdığını, hesaptaki paranın davalı bankanın güvencesinde olduğunun belirtildiğini, davalı banka ile off shore bankası arasında organik bağ bulunduğunu ileri sürerek, 2.400 TL’nin 01.12.1999 tarihinden itibaren hesaplanacak yıllık %83 faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş,
Davalılar vekilleri, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, davalılar TMSF, Y. S. O. Bank Ltd Şti hakkındaki davaların HUMK 409/5. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, davalılar O. A.Ş, B. Holding A.Ş ve A.. B.. hakkındaki davanın ise reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
(1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının davalılardan TMSF, Y. S. O.Bank Ltd Şti hakkındaki davasını atiye terk etmiş olması sebebiyle anılan davalılar hakkındaki davaların açılmamış sayılmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
(2) Davacılar vekilinin davalı O. A.Ş ve davalı B. Holding A.Ş yönünden yaptığı temyiz itirazlarına gelince; dava, davalı bankanın külli halefi olduğu Y. A.Ş. İ. Şubesi’nde bulunan davacıya ait mevduatın, davacının iradesi fesada uğratılarak Y.S. O. Bank Ltd. hesabına gönderildiği iddiasına dayalı olarak açılmış alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalı O. A.Ş yönünden dava konusu hesabın davalı Y. A.Ş tarafından, dava dışı Y.. L.. Şti’ye o. bankasına havale edildiği, yapılan işlemin bir havale işlemi olduğu, buna ilişkin dayanak talimatta davacının imzasının bulunduğu, davalı banka nezdinde açılmış bir talimat hesabı bulunmadığı, davalı Y. A.ş aleyhine açılan bilahare el değiştirmesi sebebiyle O. A.Ş aleyhine açılmış davanın husumet yönünden reddine; davalı B. Holding A.Ş yönünden ise, mevduatın yatırıldığı Y.. L.. Şti ile ilgisinin bulunmadığı, ortak ya da yönetici olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, yerel mahkeme kararından sonra İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 29.11.2005 tarihli karar ile davalı Banka’nın külli halefi Y. A.Ş.’nin yöneticisi olan A. B. hakkında, “offshore hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle dolandırıcılık” suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş ve işbu ceza hükmü Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 19.10.2006 gün ve 1600-16357 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir. Ceza mahkemesince verilen ve kesinleşen kararın gerekçesinde, A. B. ve Y. A.Ş.’nin diğer bir kısım yöneticilerinin, Y. A.Ş. aracılığıyla offshore hesabı açtıran 4204 kişiyi, bankayı vasıta kılmak suretiyle dolandırdıkları ve bu suretle topladıkları paraların B.Holding bünyesindeki şirketlere ucuz kredi olarak aktarıldığı, offshore bankasının paravan bir şirket olarak A.B. tarafından yakınlarına kurdurulduğu açıklanmıştır. Bir başka söyleyişle, Y. A.Ş.’nin söz konusu yöneticileri tarafından davacı ve onun durumundaki diğer o.-s. hesabı açtıranların iradelerinin fesada uğratıldığı ve bu suretle o. hesaplarına para yatıran kişilerin haksız ve hukuka aykırı bir fiile maruz bırakıldıkları açıkça ortaya konmuştur.
Bu durumda, gerek ceza mahkemesindeki belirlemeler ve gerekse de Dairemize intikal eden emsal dosyalardaki aciz vesikaları da gözetildiğinde, davacının alacağının Y. S. O. Ltd.’den tahsil edemeyeceğinin anlaşılması karşısında, anılan davalılar hakkında davanın reddi doğru olmayıp, ceza mahkemesinin mahkumiyet kararının hukuki sonuçları BK’nun 53. maddesi çerçevesinde gözetilmek suretiyle, BK’nun 41, TTK’nun 321/son ve 336/5. maddeleri uyarınca davalı bankanın ve davalı B. Holding A.Ş’nin davacının ileri sürdüğü zarardan sorumlu tutulmaları gerekip gerekmediği tartışılıp değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmek üzere anılan davalıya yönelik yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
(3) Ayrıca, Dairemize intikal eden diğer dosyalardan da bilindiği üzere mahkeme kararından sonra Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 17.10.2007 tarih, 2005/120 Esas, 2007/381 Karar sayılı ilamı ile aleyhine hüküm kurulan davalılardan A.. B..’in iflasına karar verilmiş; iflas kararı 14.01.2008 tarihinde kesinleşmiştir.
İİK’nun 194. maddesi uyarınca, iflasın açılması ile müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları, acele haller ve maddede yazılı olanlar haricinde durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından 10 gün sonra devam olunabilir. Bu hükmün amacı, iflasın açılması ile tasarruf yetkisi kısıtlanıp yerini iflas idaresi alan müflisin davacı veya davalı bulunduğu davaları devam ettirmekte fayda olup olmadığını tespiti noktasında iflas idaresine imkan sağlamaktır. İflas idaresinin bu dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını tespit edebilmek için, ilk önce iflas organlarının teşekkül etmesi ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olması gerekir. İşte bu nedenle müflisin hukuk davalarının belli bir süre durması kabul edilmiştir. O halde, davalı A. A.B. ile ilgili iflas kararı dikkate alınıp, alacaklıların ikinci toplantısının yapılıp yapılmadığı araştırılıp, toplantının yapılmadığının belirlenmesi halinde bir ara karar ile davanın anılan maddede açıklandığı şekilde durmasına karar verilmesi ve şayet toplantının yapıldığı anlaşılmış ise iflas idaresi huzuruyla davaya devam edilerek sonuçlandırılması için kararın bozulması gerekmiştir.
(4) Bozma sebep ve şekline göre, davacının davalı A. A.B. hakkındaki sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı banka vekilinin davalılardan TMSF ve Y. S. O. Bank Ltd Şti’ye yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılardan O. A.Ş. ve B.Holding A.Ş. ‘ye yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenle davalı A. A. B. hakkında verilen hükmün BOZULMASINA, (4) Bozma sebep ve şekline göre, davacının davalı A. Avni Balkaner hakkındaki sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 06/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.