Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/3649 E. 2015/11365 K. 02.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3649
KARAR NO : 2015/11365
KARAR TARİHİ : 02.11.2015

MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/10/2014
NUMARASI : 2013/340-2014/180

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/10/2014 tarih ve 2013/340-2014/180 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin uzun zamandır kullandığı “STADYUM” ibareli tanınmış markasının davalı tarafça iltibasa yol açacak şekilde 08.06.2006 tarih ve 2006/27303 sayı ile “SANAL STAYDUM” ibareli markasını 38 ve 41 sınıflarda tescil ettirdiğini, “STADYUM” marka ve logosunu ilk defa kullanan, maruf hale getiren, markanın gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, davalının TPE nezdinde 08.06.2006 tarih ve 2006/27303 sayı ile tescilli “SANAL STADYUM” markasının hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin TPE nezdinde 2006/27303 tescil numarasıyla 16, 38, 41. emtia sınıflarında tescilli “Sanal Stadyum” markasının tescil tarihinin davacının marka tescil tarihinden önce olduğunu, tescilde öncelik ilkesi gereği “Sanal Stadyum” ibareli markasını kullanma yetkisinin müvekkiline ait olduğunu ayrıca, müvekkilinin markasının davacının markasından tamamen farklı ve ayırt edici nitelikte olduğunu, davacı markası ile karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, TPE nezdinde tescilli “Stadyum” ibareli markalar araştırıldığında dava dışı 3.kişiler adına pek çok markaya rastlandığını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, “STADYUM” markasının tanınmış marka niteliklerine haiz olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı yan markası ile davacı yan marka tescil başvurusunda bulunduğu ibarenin ortak kullanım alanları incelendiğinde 41. sınıfta yer alan “film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri, radyo ve televizyon programları yapım hizmetleri (reklam programı yapımı hariç)” hizmetler bakımından benzerlik arz ettiği, somut olayda davacı tarafın markasının tanımmış marka kapsamında olmaması, davalı tarafın markayı tesciline ilişkin kötü niyetin ispat edilememiş olması, davalı tarafın aynı sektörde yer alıp, M.K’nın 2. maddesi dikkate alındığında ve ticari teamüller dikkate alındığında davacı tarafın markanın tescilinden haberdar olmaması düşünülemiyeceğinden KHK’nın 42/1-a maddesi uyarınca tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde hükümsüzlük davası açılması gerekli olup, söz konusu bu tanınmış markalar için öngörülen Ancak Avrupa Birliği Direktifinde ve Toplu Marka Tüzüğünde yer alan düzenlenmeye Türk Marka Hukuku’nda yer verilmemiş ise de, Yargıtay 11 Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatları ile kabul gördüğünden davalı tarafın markasının tescil tarihi 15.05.2007 tarihi olup, dava tarihi 08.01.2013 tarihi olup, 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 02/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.