YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3932
KARAR NO : 2015/11744
KARAR TARİHİ : 09.11.2015
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada …Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.11.2014 tarih ve 2012/104-2014/668 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının …’ya askerlik borçlanması talebinde bulunduğunu, kurumca borçlanma talebinin kabul edildiğini, borçlanmaya esas pirimlerin bir aylık süre içerisinde yatırılması hususunda süre verildiğini, müvekkilinin pirim borcunu davalı banka aracılığı ile ödediğini, ancak bankanın parayı süresi içerisinde ilgili…’ya aktarılmadığını, prim borcunun zamanında aktarılmamış olması sebebiyle davacının askerlik borçlanmasının iptal edildiğini ve dört ay geç emekli olduğunu, bu sırada işsiz olması nedeniyle geçimini idame ettirmekte zorlandığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalının sebep olduğu zarara istinaden 1.000,00 TL manevi tazminat ile dört aylık emekli aylığı karşılığı olan 3.000,00 TL maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının … hesabına 1.037,00 TL gönderilmesine yönelik EFT talebinin hesap bakiyesinin (-) olması nedeni ile işlemin onaylanmadığından EFT işleminin gerçekleştirilemediğini, davacının internet bankacılığı kullanması nedeni ile 1.037,00 TL’nin … gönderilemediğinin bilmesi gerektiğini ayrıca, davacının hizmete başlama tarihinin 01.05.1985 olduğunun açıkça görüldüğünü bu durumda davacının emekli olabileceği tarihin 01.05.2011 tarihi olacağını, davacının çalışmakta olduğu iş yerinden 02.04.2011 tarihinde ayrılmasının davacının kendi tasarrufu olduğunu, müvekkilinin kusurlu bir davranışının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma benimsenen 04.09.2014 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; yapılan işlemde davacının hesaplarını kontrol etmeyerek ve hesabındaki fazla paranın kaynağının ve yapılan EFT işlemininin akıbetini araştırmaması nedeni ile %50 oranında mütefarık kusurlu olduğu, davalı bankanın ise, yapılan işlemi daha sonra iptal ederek ve davacıyı yapılan iptal işleminden haberdar etmeyerek davacının askerlik
borçlanmasının süresi içerisinde …’ya aktarılmadığı için geç emekli olması nedeniyle kusurlu bulunduğu bu nedenle kusura isabet eden 3.168,20 TL zarardan sorumlu olduğu taleple de bağlı kalınarak 3.000,00 TL yönünden açılmış tazminat talebinin kabulü ile dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının işten çıktığının belirtilmesi, geç emekli olması ve davalı bankaca yapılan işlem nedeni ile duymuş olduğu manevi üzüntü ve sıkıntılar gözetilerek talep edilen 1.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan, sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, emeklilik işleminin gecikmesi nedeniyle zarar tazmini istemine ilişkin olup, davacı maddi tazminatın yanısıra manevi tazminat isteminde de bulunmuştur. Taraflar arasında bankacılık işlemi sözleşmesi bulunmakta olup; davacı, davalı bankanın sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle geç emekli olması ve yasal hakkını zamanında kullanmaması sebepleri ile yaşadığı üzüntü dolayısıyla manevi zararının giderimini istemiş ise de, her sözleşmeye aykırılık tek başına manevi tazminatı gerektirmez. Manevi tazminata hükmedilebilmesi için aynı zamanda kişilik haklarına yönelik bir saldırının da mevcudiyeti gerekir. Dosya kapsamında davacının kişilik haklarının haleldar olduğuna yönelik delil bulunmadığına göre, mahkemece olay tarihinde yürülükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 49. maddesinde gösterilen koşulların somut olayda oluşmadığı gözetilerek manevi tazminat talebinin reddi gerekirken, sadece davacının üzüldüğünden bahisle yazılı şekilde manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamış bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.