YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4286
KARAR NO : 2015/11047
KARAR TARİHİ : 26.10.2015
MAHKEMESİ : İSTANBUL 3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/10/2014
NUMARASI : 2014/123-2014/227
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 02/10/2014 tarih ve 2014/123-2014/227 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili müvekkilinin ”S.” markasının tanınmış marka olduğunu, davalının Türkiye’de hiç kullanmadığı çeşitli şekil ve markaları tescil ettirerek müvekkilinin benzeri tescillerine engel olduğunu, davalı adına 97/017166 sayılı şekil markasının Türkiye’de hiç kullanılmadığını ileri sürerek davalı adına kayıtlı markanın hükümsüzlüğüne ve markalar sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davacının dava açmakta hukuki menfatinin bulunmadığını hükümsüzlük davasını zarar gören kişilerin açabileceğini, dava konusu markanın müvekkili tarafından kullanıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece Anayasa Mahkamesi’nin 09/04/2014 tarihli kararı ile 556 sayılı KHK’nın 42/1-c bendinin Anayasa’nın 91. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Anayasaya aykırı olduğu belirtilerek iptaline karar verildiğinden uyuşmazlıkta, hükümsüzlük yönünden değerlendirme yapılmayıp aynı KHK’nın 14. maddesi çerçevesinde kullanmamaya dayalı iptal koşulunun mevcut olup olmadığı yolunda inceleme yapıldığı ve davalı yanın dava açılmadan önce markayı beş yıllık süre içinde kesintisiz olarak kullandığına ya da haklı bir nedenle kullanmadığına dair delil sunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı adına tescilli markanın 556 sayılı KHK’nın 14. maddesi gereğince iptaline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 26/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.