Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/4625 E. 2015/12078 K. 16.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4625
KARAR NO : 2015/12078
KARAR TARİHİ : 16.11.2015

MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada …Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/01/2015 tarih ve 2013/300-2015/12 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı (karşı davalı) vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı(karşı davalı) vekili, müvekkiline ait ”….” ibareli markanın davalıya ait ”…” ibareli markayla aynı mal ve hizmet sınıfında tescilli olduğunu, … ibaresinin ürün cinsi olduğunu, dava konusu … markasının esaslı unsurunun …. ibaresi olduğunu, davalının markasının müvekkilinin markası ile birebir aynı olduğunu iddia ederek davalı markasının sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı(karşı davacı) vekili, müvekkilinin ‘…’ tescilli markasının Türkiye de ve dünya genelinde tek marka olduğunu, söz konusu markanın müvekkili adına 43. Sınıfta … sayıyla tescilli olduğunu, bu nedenle müvekkilinin markayı kullanma hakkı olup davacı tarafın bu markayı başka kişilere kiralama ve satma girişiminde bulunduğunu, karşı dava açısından ise … markasının ve benzerlerinin davalı firma tarafından bizzat veya lisans vererek kullanılmasının ve kullandırılmasının engellenmesini, ayrıca 10.000 TL manevi, 20.000 TL maddi tazminatın tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, dosyaya ibraz edilen tüm belge, deliller, ıslah dilekçesi ve bilirkişi raporuna göre, asıl dava yönünden talebin benzerlik nedeniyle marka hükümsüzlüğüne ilişkin olduğu, “…” ve “…” markaları karşılaştırıldığında her iki markanın başında kullanılan … ibaresinin markanın ayırt edici unsuru olmayıp her alanda kullanılan genel bir ifade olduğu, bu nedenle iki marka üzerinde kullanılan MR ibaresinden sonra getirilen kumpir ve tantuni ibarelerinin farklı olup iki marka arasında benzerlik bulunmadığından yerinde olmayan marka hükümsüzlüğü talebinin reddine; karşı dava yönünden davanın markaya yönelik tecavüzün tespiti, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, davalıya ait … markasına yönelik davacı karşı davalı tarafın …’nde faaliyet gösteren firmaya markayı izin almaksızın kullandırmak suretiyle lisans verdiği ve sözleşme imzaladığı, bu şekilde davalı karşı davacı tarafa ait markayı haksız bir şekilde kullandırmak suretiyle marka hakkına tecavüz oluştuğu, davacı karşı davalının marka hakkına yönelik tecavüzünün tespitine, davacı karşı davalının …. markasına yönelik kullanımı ve başkasına kullandırmasının men’ine, 49.992,50 TL lisans bedelinin maddi tazminat olarak davacı karşı davalıdan tahsili ile davalı karşı davacı tarafa ödenmesine, markanın izinsiz kullanılması nedeniyle manevi olarak davalı karşı davacının hakları ihlal edildiğinden ihlalin niteliği, tarafların dosyaya yansıyan sosyal ve ekonomik durumları, hakkaniyet gereği 10.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine, kararın kesinleştikten sonra ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davacı(karşı davalı) vekili temyiz etmiştir.
Asıl dava marka hükümsüzlüğüne ilişkin olup, karşı dava ise markaya tecavüzün önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b hükmü anlamında ilişkilendirme ihtimali bulunması nedeniyle hükümsüzlük davasının kabulü gerektiği gibi, karşı dava yönünden franchaise yoluyla ‘…’ ibaresinin kullanım hakkının verildiği iddiası toplanan delillerle sabit olmadığı ve esasen asıl dava bakımından hükümsüzlüğe karar verilmesi halinde, hükümsüzlük kararının geçmişe etkisi sebebiyle, tecavüz iddiasıyla açılan karşı dava dinlenemeyeceğinden karşı davanın reddedilmesi yerine kabulü doğru olmamış, yerel mahkemece verilen kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, davacı (karşı davalı) vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.