YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4719
KARAR NO : 2015/11443
KARAR TARİHİ : 03.11.2015
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/02/2015
NUMARASI : 2014/521-2015/104
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 04/02/2015 tarih ve 2014/521-2015/104 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı… hissesinin %80’ine tekabül eden hissedarı olduğunu, beyninde oluşan tümör nedeniyle sağlık durumunun bozulduğunu, şirketi yönetme ve sağlıklı düşünme yeteneğini büyük ölçüde kaybettiğinden davalının şirketi yönetmesini kabul ettiğini, duyduğu güven nedeniyle getirdiği bütün belgeleri imzaladığını, davalının bundan yararlanarak şirketin sermayesinin %15’ine tekabül eden 6.000 TL nominal değerdeki payını kendi adına tescilini yaptırdığını, hisse devrinin yapıldığı dönemde müvekkilinin sağlıklı düşünme yeteneği olmadığı için yapılan işlemin batıl olduğu ileri sürerek, davalı adına yapılan hisse devrinin iptaline, müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının sağlıklı düşünemediği iddiasının doğru olmadığını, sonradan şirketin sermaye artırımı yapması sonucunda 05/02/2004 tarihinde 6.000 TL’lik hisse satın aldığını, evli olan tarafların boşandığını, kaldı ki davanın BK’nın 31.maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak, davacının dava dışı … 32.000 TL’lik payının 6.000 TL’lik kısmını davalıya devretmesini konu edinen dava konusu 05/02/2014 tarihli devir işleminin temyiz kudretinin olmaması nedeniyle kesin hükümsüz olduğu, buna bağlı olan aynı tarihli 26 nolu ortaklar kurulu kararının da kesin hükümsüz olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 03/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.