Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/4841 E. 2015/12022 K. 16.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4841
KARAR NO : 2015/12022
KARAR TARİHİ : 16.11.2015

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/02/2013 tarih ve 2010/2748-2013/352 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; …’nde çalışan personelin 2002 yılı Haziran ayına ait … Primi ve işsizlik sigortası primlerinin toplamı olan 2.261,28 TL’nin … tarafından 19.7.2002 tarih ve 413345 sayılı gönderme emri ile davalı bankanın …’ne gönderildiğini, davalı bankanın parayı yanlışlıkla …’un İşsizlik Sigortası hesabına yatırdığını, daha sonra fark edilen hata nedeniyle 21.04.2003 tarihinde paranın doğru hesaba aktarıldığını, primlerin zamanında yatırılmaması nedeniyle … tarafından 1.424,61 TL gecikme zammı tahakkuk ettirilip müvekkili aleyhine icra takibine başlanıldığını, müvekkilince icra takibinin iptali için açılan davanın reddedilmesi nedeniyle 15.12.2009 tarihinde 4.550,00 TL, 23.12.2009 tarihinde 710,00 TL olmak üzere toplam 5.260,00 TL ödenmek zorunda kalındığını, … İş Mahkemesi’nin 2003/715 esas sayılı takibin iptali istemli dava sırasında alınan bilirkişi raporunda davalı bankanın % 50 oranında kusuru bulunduğunun belirtildiğini, konuya ilişkin bakanlık iç denetçisi tarafından düzenlenen raporda da davalı bankanın yapılan 5.260,00 TL ödeme nedeniyle kusurlu olduğu belirtilerek kamu zararının davalı tarafından üstlenilmesinin gerektiğine değinildiğini, davalı bankanın söz konusu zararı ödemeye yanaşmadığını ileri sürerek 5.260,00 TL’nin işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; dava konusu alacağın dayanağını oluşturan talimatın tarihi itibariyle yazılı olarak iletildiğini, söz konusu talimatta paranın yatırılacağı hesap numarasının verilmemesi nedeniyle ilgili paranın …’a ait olduğu düşünülerek işsizlik sigortası hesabına aktarıldığını, 21.4.2003 tarihinde işlemin hatalı olduğu anlaşılarak paranın doğru hesaba yatırıldığını, davacı kurumun iç denetçisi tarafından hazırlanan raporda davacının pirim borçlarının zamanında yatırılıp yatırılmadığını kontrol etmemesi, sigorta müdürlüğünün ödenmeyen prim borçları nedeniyle uyarıda bulunmaması nedeniyle kusurlu olduklarına da değinildiğini, davacının talep ettiği bedel ile müvekkilinin eylemi arasında nedensellik bağının bulunmadığını, davalının aleyhine yapılan icra takibine itiraz etmesi ve takibin iptaline dair dava açması nedeniyle aradan geçen sürede işleyen faiz ve yargılama giderlerinin eklenmesi nedeniyle ödenecek meblağın arttığını, bu hususta müvekkiline sorumluluk yüklenemeyeceğini, müvekkilinin ancak paranın doğru hesaba aktarıldığı tarihe kadar doğan yasal faizden sorumlu olacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; …’nce Haziran 2002 dönemine ait davacı kurumun işsizlik sigortası ve … primlerinin ilgili hesaba aktarılması için davalı banka şubesine gönderildiği, davalı banka şubesinin ödeme emrinde hesap
numarası yerine sehven iş yerinin … sicil nosunun belirtilmesine karşın bu yanlışlığı davacı kuruma bildirip doğru hesap numarasını öğrenmek yerine paranın …’a olduğuna ilişkin tahminle parayı … hesabına aktardığı, bu nedenle davacı kurumun uğradığı tüm zararlardan sorumlu olduğu gerekçesiyle 4.550,00 TL’nin 15.12.2009 tarihinden, 710,00 TL’nin 23.12.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankacılık işleminden kaynaklı alacak istemine ilişkindir. Dosya içerisinde yer alan davacı kurum iç denetçisi tarafından düzenlenen raporda; gönderme emri üzerinde ödenecek miktar yanında “Tarımın SSK-İşşizlik Primi olup bankanız nezdindeki … nolu hesaba mal” şeklinde bir ibarenin yazılı olduğu, bu emrin mutad olarak elden bankaya getirilerek bankadaki ödenekten ilgili hesaba aktarma yapıldığı, ödeme emri üzerine işlemin yapıldığı fişin incelenmesinde …. hesabına 2.261,28 TL borç ve bunun karşılığında …. hesabına aynı miktarda alacak kaydının yapıldığı, bu işlem sonrası bütün ilgililerin paranın doğru hesaba yatırıldığı kabulüyle …’nün 13.6.2003 yazısına değin herhangi bir araştırma yapmaya gerek görmedikleri, bu yazıyı müteakip Bakanlık İlçe Müdürlüğü’nce paranın ilgili hesaba aktarıldığı cevabı yanında,….’ne yazılan 20.6.2003 tarihli yazı ile yatırılan paranın akıbetinin sorulduğu, banka tarafından verilen 27.6.2003 tarihli cevapta Mal Müdürlüğünden gelen gönderme emrinde yer alan hesap numarasının bulunamadığı, yazıda yer alan işsizlik primi ibaresi ve iş yoğunluğu nedeniyle paranın sehven …. hesabına yatırıldığı, …. tarafından bu hatanın 8 ay sonra farkedilip 21.4.2003 tarihinde bankaya bildirilmesi ile paranın doğru hesaba yatırıldığı bilgisinin verildiği, …’nce paranın doğru hesaba yatırıldığı 21.4.2003 tarihine kadar geçen süreye ilişkin gecikme faizinin tahsili amacıyla 1.424,60 TL tutarındaki ödeme emrinin 17.9.2003 tarihinde tebliği ile Bakanlık İlçe Müdürlüğü’nce dava açıldığı, davanın reddi nedeniyle toplamda 5.260,00 TL ödendiği, bu olay nedeniyle …nin yanında yatırılan paranın akıbetini araştırmayan …’nün, gönderme emrine paranın yatırılacağı hesabı doğru şekilde yazmayan …’nün, hesabına fazladan para yatırılmasına karşın bunu ancak 8 ay sonra fark eden …’un, yatırılması gereken primlerin zamanında yatırılmaması nedeniyle prim borçlusunu vaktinde uyarmayan …’nün de kusurlu olduğu bilgisine yer verilmiştir. Bu bilgiler ışığında … yazısı ve bu yazıya istinaden davacı bankaya yazılan yazı ve buna verilen cevap dolayısıyla ödeme emriyle talep edilen gecikme faizinin sebep ve miktarının davacı tarafından bilindiği sonucuna varılmaktadır. Davacı; ödeme emri uyarınca borçlu olduğunu açıkça bildiği meblağı ödeyip rücu yoluna başvurmak yerine dava açmış, dava surecinde borca faiz işlemesine ve yargılama giderlerinin de borca eklenmesine neden olmuştur. Bu durum karşısında davalı bankanın eylemi nedeniyle sorumlu tutulabileceği miktar en fazla paranın doğru hesaba yatırıldığı tarihe kadar geçen süre zarfında ödenmesi gereken gecikme faizi tutarı olacaktır. Bununla birlikte bu tutarın tamamından da davalının sorumlu tutulması beklenemez. Yukarıda davacı kurumun iç denetçisi tarafından düzenlendiği belirtilen denetim raporu içeriğinden de anlaşıldığı üzere zararın doğmasında davalı bankanın kusuru yanında davacının da kusuru bulunmaktadır. O halde mahkemece davalının kusur durumunun ve bu kusur nedeniyle sorumlu olacağı meblağın tespitine yönelik inceleme yapmak üzere bankacılık işlemlerinde uzman kişilerden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınıp sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA,16/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.