YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4963
KARAR NO : 2015/12064
KARAR TARİHİ : 16.11.2015
MAHKEMESİ : FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.12.2014 tarih ve 2005/566-2014/359 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 19.292 TL’nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1938’den günümüze taşınan “…” markasına yapılan reklam harcamaları ile markanın büyük bir değer kazandığını, davalının bu ibareyi ambalajlar ve işyeri tabelalarında kullanmaya başladığını, bu kullanımının sonlandırılmasına ilişkin ihtarlara olumsuz cevap verildiğini, davalı şirket adına tescilli “…” ibareli … sayılı markası varsa da müvekkilinin markası parlayana ve müvekkilince davalıya ihtar çekilene kadar bu markayı kullanmadığını, ancak ondan sonra markaya sahip çıkmaya ve tescilli olduğundan farklı bir surette ve müvekkili ile iltibas oluşturacak şekilde kullanma gayreti içerisine girdiğini, işletmesine “…” tabelaları çekmeye başladığını, müvekkilinin uzun yıllar bu markayı kullanmasına, büyük yatırım yapmasına, markayı maruf hale getirmesine çok uzun müddet ses çıkarmayan davalının müvekkiline ve müvekkilinin franchasing işletmecilerine ihtarlar çekerek “…” markasının kullanımına son verilmesini istediğini, bu şekilde muaraza çıkardığını, markaya müvekkilince ekonomik bir değer kazandırılmasının ardından ticari faaliyetlerine engel olunmak istenmesinin iyiniyetli sayılamayacağını, davalının sessiz kalmak yoluyla hak kaybına uğradığını, ayrıca 2005 yılı Eylül ayı başlarında davalının kendi işyerlerine müvekkilinin kadim hak sahibi olduğu “…” markası ile iltibasa sebep olacak şekilde tabelalar asmasının müvekkilinin tanınmışlığından yarar sağlamayı amaçladığını, daha önce bu şekilde kullanımı olmayan davalının davranışının haksız rekabet hali olduğu gibi marka imajı zedelenen müvekkilinin
tazminat talep etme hakkının doğduğunu ileri sürerek davalının, müvekkiline ve müvekkili ile yaptıkları sözleşmeler ile faaliyet gösteren 3. kişilere ihtarnameler keşide etmek suretiyle vaki muarazanın ve haksız rekabetinin men’ine, davalının, müvekkilinin markası ile iltibas oluşturacak şekilde “…” ibaresini taşıyan tabelaları işyerlerine asmak fiillerinin haksız olduğunun tesbiti ile bu yoldaki haksız rekabetlerinin men’ine, davalının sayılan haksız fiilleri nedeniyle TTK’nın 58-e maddesi uyarınca 15.000,00 TL ve 556 sayılı KHK’nın 64. maddesi uyarınca 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek banka reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, müvekkilinin “…” ibareli markayı devraldığını, geçmişinin 1930’lu yıllara dayandığını, “…” belgelerinin 1947 yılına ait olduğunu, markanın 1988 yılında da tescil edildiğini, müvekkilinin öğrendiği andan itibaren davacıya karşı çıktığını, sessiz kalmanın söz konusu olmadığını, davacının “…” markasını kullanırken 2001 yılından sonra …’da tanınmış … markasına geçiş yapmak istediğini, önceki marka başvurularında …’yı tercih ederken zamanla … ibaresini ön plana çıkarmaya çalıştığını, 1988 yılında ticaret/hizmet markası ayrımı bulunmadığını, tescilli emtiasını satabileceğini, bir markanın tek bir sahibi olabileceğini, davacının hakkı olmadığını, müvekkilinin tescilli markası nedeniyle anılan ibareyi kullanabileceğini, bir markanın başkasına ait olduğunu bilen/bilmesi gereken kişinin bu markaya yaptığı yatırıma ve kaybına katlanmak zorunda olduğunu savunup ileri sürerek asıl davanın reddini, karşı davada müvekkili markasına vaki tecavüzünün tespitine ve …. markasını kullanılmasının önlenmesine, marka kapsamında bulunan …. ibarelerinin çıkartılmasına, firmalar arasında ilişki olduğu izlenimi verdiğinden davacının ticaret ünvanından iltibasa sebep olan “….” kök kelimesinin çıkartılarak ticaret sicilinden silinmesine, şimdilik 1.000,00 TL maddi ile 1.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren ticari reeskont faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı-karşı davalı vekili, karşı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların davacının tescilinden önce her ne kadar “… ibaresini faturalarda ya da kartvizitlerinde kullanmaları varsa da bu kullanımlarının markasal bir kullanım olmadığı, daha ziyâde ticaret unvanı ve işletme adı olarak kullanıldığı, tarafların “…” ibaresini almak ve kullanmakta kötüniyetli olmadıkları, markaların sahiplerine ancak tescil edildikleri emtialar için kullanma hakkı verdiği, davalı-karşı davacının dava konusu ibareyi markasal olarak ilk kullanan olduğu, ancak davacı-karşı davalının kötüniyetli marka seçimi ve yatırımından söz edilemeyeceğinden, sınai bir kullanıma dayalı olarak marka yatırımı yaptığından marka ve unvanından “…” ibaresinin çıkarılamayacağı, davalı-karşı davacının tescilli markasını kullanabileceği, ancak markayı tescil edildiğinden farklı ve karşı tarafın markası ile iltibasa sebep olacak şekilde “…” ibaresini kaldırarak kullandığı, bu durumun davacı-karşı davalının markasından haksız yararlanma teşkil edeceği, davalı-karşı davacının uzun süre sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğradığı gerekçesiyle asıl davada; davanın kısmen kabulü ile davalının tabelalarında ÖZSÜT ibaresini tescil edilmeyen emtiada kullanması nedeniyle ve davacı yana göndermiş olduğu ihtarnameler nedeniyle haksız rekabetinin ve muarazanın menine, 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya dair manevi tazminat talebinin reddine, münhasıran … ibareli tabelaların toplatılıp silinmesine, mümkün değilse imhasına, kararın ilanına, karşı davada; konusuz kalan unvan değişikliği talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, sair taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalı- karşı davacının dayandığı 2003/37778 sayılı “…” ibareli markanın …Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2006/534 Esas- 2009/61 Karar sayılı ilamı uyarınca … kararının iptal nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verilmiş olması karşısında davalı-karşı davacıya bir hak sağlamayacak olmasına göre, davalı- karşı davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, asıl davada, davalının “…” ibaresini tescilli olmadığı hangi ürünlerde kullanarak haksız rekabet ettiğinin karar yerinde açıkça belirtilmeden infazda tereddüt oluşturacak şekilde “davalının tabelalarında Özsüt ibaresini tescil edilmeyen emtiada kullanması nedeniyle haksız rekabetinin men’ine” dair hüküm tesis edilmesi doğru olmamış, kararın açıklanan bu nedenle davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle asıl dava davalısı vekilinin temyizi itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.