YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4979
KARAR NO : 2015/12021
KARAR TARİHİ : 16.11.2015
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/05/2014 tarih ve 2012/217-2014/177 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkil şirketlerin … altında faaliyet gösterdiklerini davalı bankanın … Şubesi’nden aralarındaki ticari ilişkiye dayalı olarak geçici ve kesin teminat mektubu kullandıklarını, davalı ile geçici teminat mektuplarından % 5, kati teminat mektuplarından ise % 1 oranında komisyon alınması hususunda mutabık kaldıklarını, davalı bankanın bir müddet bu oranlarda komisyon almasına karşın daha sonra bildirimde bulunmaksızın komisyon oranlarında arttırım yaparak müvekkillerinden fazlaca komisyon tahsil ettiğini, davalının aralarındaki anlaşmaya aykırı olarak hiç bir kriter ve ölçütü dikkate almaksızın keyfi biçimde yaptığı artışın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla fazla tahsil edilen 32.729,44 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmesinin 6. maddesi uyarınca müvekkiline bankaca uygulanan en yüksek oranları geçmemek kaydıyla tek taraflı olarak komisyon ve sair masrafları belirleme yetkisi tanındığını, buna rağmen müvekkilince anlaşma uyarınca kesin teminat mektupları için % 1, geçici teminat mektupları için binde beş oranında komisyon ücreti tahsil edildiğini, yapılan tahsilatlarda herhangi bir artırımın söz konusu olmadığı gibi davalıdan tahsil edilen ücretlerin bankanın diğer müşterilerine uyguladığı oranların çok altında olduğunu, davacının 2008 yılından beri müvekkilinin müşterisi olması nedeniyle uygulanan komisyon oranlarına rıza gösterdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; taraflar arasında davacılarca kullanılan kesin teminat mektupları nedeniyle yüzde bir, geçici teminat mektupları nedeniyle yüzde 0,5 oranında komisyon alınacağı hususunda bir ihtilafın bulunmadığı, mahkemece alınan bilirkişi raporu uyarınca davalı bankanın bu oranlara aykırı olarak toplam 40.397,64 TL fazla komisyon ücreti tahsil ettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davacı … yönünden; 21.608,49 TL’nin (bunun 14.946,30 TL’lik kısmına dava, 6.662,19 TL’lik
kısmına ıslah tarihinden), davacı … Yönünden; 8.204,34 TL’nin (bunun 7.881,84 TL’lik kısmına dava, 322,50 TL’lik kısmına ıslah tarihinden), davacı …. yönünden; 10.584,81 TL’nin (bunun 9.901,30 TL’lik kısmına dava, 683,51 TL’lik kısmına ıslah tarihinden) itibaren işletilecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankacılık işleminden kaynaklı alacak istemine ilişkindir. HMK’nın 266. maddesi uyarnıca mahkemece çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir. Aynı kanunun 282. maddesi uyarınca Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Somut olayda; davanın bankacılık işleminden kaynaklanması ve uyuşmazlığın çözümünün özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeniyle mahkemece bilirkişinin oy ve görüşünün alınması yoluna gidilmiş, bilirkişi olarak görevlendirilen …’tan 10.01.2014 ve 07.04.2014 tarihli iki rapor alınmıştır. Ne var ki bilirkişi tarafından verilen 10.01.2014 tarihli raporda dava konusu teminat mektubu komisyonları nedeniyle davacının bir alacağı bulunmadığı hatta davalıya borcunun bulunduğu belirtilmiş iken mahkemece hükme esas alınan ve itiraz üzerine verilen 07.04.2014 tarihli raporda davacının toplam 32.729,44 TL alacağının olduğuna değinilmiştir. HMK’nın yukarıda değinilen 282. maddesi uyarınca hakim bilirkişi raporlarını diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirebilecek ise de bu yasa hükmü hakime rapor içeriklerini değerlendirmede koşulsuz bir serbesti tanındığı şeklinde yorumlanamaz. Dava konusu olayda taraflar arasındaki ihtilaf, davacılar ile davalı banka arasındaki ticari ilişki nedeniyle davalı banka tarafından kullandırılan teminat mektuplarından alınan komisyon oranlarına ilişkin olup uyuşmazlığın çözümünde taraflar arasındaki hukuki ilişkinin, sözleşmelerin ve bu konuya ilişkin yasal mevzuatın da değerlendirilmesi zorunludur. Davalı vekilince hükme esas alınan bilirkişi raporlarına yönelik; kesin teminat mektupları için üçer aylık, geçici teminat mektupları için 12 aylık periyotlar üzerinden % 5 ve % 1 oranları uygulanılarak hesaplama yapılması gerektiği, komisyon oranlarının hesabında asgari komisyon oranlarının da gözetileceği, BSMV miktarlarının da hesaplamaya dahil edildiği, davacıların uzunca süre bu oranlara itiraz etmeyerek belirlenen oranları kabul ettiği, bir kısım taleplerin zamanaşımına uğradığı yönünde ciddi itirazlarda bulunulmuştur. Mahkemece davalı vekilinin hükme esas alınan rapora yönelik ciddi itirazları karar gerekçesinde karşılanmadığı gibi bu itirazları giderir mahiyette ek rapor ya da yeni bir rapor alınması yoluna da gidilmemiştir. O halde mahkemece; bankacılık mevzuatında uzman kişilerden seçileçek üç kişilik bilirkişi heyetinden davalı vekilinin hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik ciddi itirazlarını karşılayacak ve dosyada yer alan raporlar arasıdaki çelişkiyi giderecek şekilde yeni bir rapor alınıp sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken eksik arastırmayla yazılı yekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.