YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4987
KARAR NO : 2015/6832
KARAR TARİHİ : 13.05.2015
MAHKEMESİ : ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada…. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/06/2014 tarih ve 2012/216-2014/197 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin yurt dışından İthal ettiği emtiayı davalı…. şirketinin genel antreposunda depolattığını, henüz millileştirmesi yapılamayan malların önemli bîr bölümünün antrepo bölgesinde 09.09.2009 tarihinde vukubulan yoğun yağmur ve oluşan sel neticesinde önemli ölçüde hasara uğradığım, hasarın bir kısmının yurtdışı nakliyat sigortasına dayanılarak …Ltd. şirketi tarafından karşılandığını, geriye 18.177 USD ödenmeyen hasar alacağı kaldığını ve işbu meblağın icra takibine konu yapıldığını, davalı antrepo sahibi … firmasının risk faktörlerini ortadan kaldırmak ve bu risklere karşı teknik donanımı yeterli düzeyde oluşturmak ile yükümlü olduğunu, diğer davalı……’nin ise antrepoda bulunan malları sigorta ettiğini, TTK.m.l453 vd. anlamında yapılan mal sigortası nedeniyle zararı karşılamakla yükümlü bulunduğunu, ekspertiz raporunu hazırlatıp müvekkilinin hasar miktannı tespit ettirdiğini, ancak müvekkiline herhangi bir ödeme yapmadığını, bu sebeple anılan hasar bedelinin tazmininden sorumlu bulunduğunu, diğer davalı ….’nin yurt dışındaki sigorta şirketlerinin acente ya da mümessili sıfatıyla hareket ettiğinden sorumlu bulunduğunu, her üç davalının da müvekkili ile mutabık oldukları seylap zararını ödemekten imtina ettiklerini, taraflar arasında defalarca yapılan görüşme ve yazışmalara rağmen müvekkilinin oyalandığını ve hasar alacağının ödenmediğini beyanla, davalıların icra takibine vaki İtirazlarının iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … Şti. vekili, 09.09.2009 tarihinde meydana gelen sel felaketinin bir mücbir sebep olduğunu ve müvekkilini sorumluluktan kurtardığını,savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Sigorta Şti. vekili, davada 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, 09.09.2009 tarihinde meydana gelen sel felaketinin müvekkili şirket açısından da mücbir sebep oluşturduğunu, sigorta poliçesinde sel baskını ve dahili su hasarlarının teminat kapsamına alınmış olduğunu, ancak dava konusu olayın herkesi etkileyen bir doğal afet nedeni ile meydana geldiğini, bu nedenle olayın sel klozu kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığını ve müvekkilden bu nedenle hasar talebinde bulunulamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, müvekkilinin sigorta şirketlerinin temsilcisi veya acentesi olmadığını, müvekkilinin görevinin sadece avarya komiseri olarak hasarlı olduğu bildirilen ve ekspertiz yapılması talep edilen malların durumlarının belirlenmesi için zarar ziyan tespiti yapmaktan ibaıet olduğunu, mümessillik, temsilcilik veya acente gibi sıfatlarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, 09/09/2009 tarihinde meydana gelen sel felaketi genel hayatı etkili afet olarak nitelendirildiğinden ve mücbir sebep niteliğindeki sel felaketi yüzünden davacının mallarının davalının deposunda zarar görmesi ve hasara uğramasından davalı… firmasının sorumlu olmayacağı, Türkiye çapında … temsilciliği ve …clupleri muhabirliği görevi yürüten, şirketin yurt dışından temin edilebilen sigortalar için bilgilendirme ve danışmanlık hizmeti sunan, acente sıfatı bulunmayan davalı …. fimasına husumet yöneltilemeyeceği, davalı sigorta şirketi açısından ise davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığı gerekçesiyle davalı…. firması hakkındaki davanın esastan reddine , davalı …. firması hakkındaki davanın husumetten reddine ve davalı sigorta şirketi hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar,davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 13/05/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
1- Dava, TBK 561 vd. (EBK 463 vd.) saklama (vedia) sözleşmesine aykırılıktan doğan tazminat istemine ilişkindir.
2- Davacı şirketin yurtdışından ithal ettiği bir kısım tekstil ve kumaş emtiasını davalı …. şirketine ait antrepoda saklanması hususunda sözleşme ilişkisine girdiği ve bir kısım emtianın davalıya ait işyerinde bulunduğu sırada 09.09.2009 tarihinde meydana gelen sel sırasında telef olduğu hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır.
3- TBK 572 (EBK 474) maddesi uyarınca ardiyeci, kendisine bırakılan malları özenle korumak mecburiyetindedir. Mücbir sebep halinde ardiyecinin sorumlu olup olmayacağı hususunda doğrudan bir düzenleme yok ise de, TBK’nın aynı bölümünde bulunan 576.maddesinde (EBK 478) düzenlenen konaklama yeri işletenlerin sorumluluğuna ilişkin hükümlerin, ardiye işletenler yönünden de uygulanması yerinde olacaktır.
4- Somut olayda, davalı … şirketine ait antrepoların bulunduğu bölgede 09.09.2009 tarihinde meydana gelen sel vakasının mücbir sebep teşkil edip etmediğinin değerlendirilmesi gerekir. TBK 136 (EBK 117) maddesi uyarınca sözleşmenin yapıldığı anda öngörülemeyen bir halin gerçekleşmesi halinde borçlu borcun ifasından sorumlu tutulamayacaktır. Mücbir sebebin varlığı için, önceden tahmin edilemeyen bir olayın gerçekleşmesi gerekir. Birçok sözleşme türünde doğal afetler mücbir sebep olarak görülebilirse de yüksek özen düzeyinin arandığı sözleşmelerde veya bizatihi doğal afeti teminat altına alan sözleşmelerde mücbir sebep kavramının oldukça dar yorumlanması gerekir. Somut olayda da.. dere yatağına yapılan bir ardiye işyeri yönünden, söz konusu işyerinin sel baskınına maruz kalabileceğinin öngörülebilir bir risk olduğunu kabul etmek gerekir.
5- Öte yandan, birtakım doğal afetlerin (deprem, sel vs.) sigorta sözleşmesi ile teminat altına alınmasına yasal bir engel bulunmamaktadır. Mücbir sebep (force major) kavramının, sözleşmenin imzalanması anında öngörülmeyen haller olarak nitelendirilmesi mümkündür. Sigorta sözleşmelerinin niteliği icabı, mücbir sebep kavramının oldukça dar yorumlanması gerekir. Bu durumda, sigorta şirketlerinin, gerçekleşen rizikonun doğal afet sonucu meydana geldiğini ileri sürerek riziko tazminatı ödemekten kaçınmaları mümkün değildir. Zira, asıl konusu çeşitli rizikoları teminat altına almak olan sigorta sözleşmelerinde, deprem, sel baskını gibi hallerin mücbir sebep olarak görülmesi doğru değildir. Bu bağlamda, saklama sözleşmesi yapan bir ardiyecinin, yapmış olduğu sigorta sözleşmesi kapsamında, doğal afetler halinde meydana gelecek zararları da sözleşme yükümü kapsamında üstlenmesine bir engel bulunmamaktadır.
6- Somut olayda davalı işletmenin, dere yatağında inşa edilmiş bulunan işyerinde bulunan emtiayı, böyle bir tehlikeye maruz kalabileceğini önceden düşünerek, davalı sigorta şirketine ticari risk sigortası ile sigorta ettirdiği dosya kapsamındaki poliçeden anlaşılmaktadır. 7128808 sayılı Sigorta Poliçesinin, deprem ve sel veya su baskını (s.) gibi doğal afetleri de riziko kapsamına aldığı, bina bedeli yanında işyerinde bulunan emtiayı da (3 milyon TL) teminat altına aldığı anlaşılmaktadır. Risk altına alınan işyerinin bir ardiye olduğu düşünüldüğünde, teminat altına alınanın işyeri sahibine ait emtiayı değil, depoda bulunan başkalarına ait emtiayı teminat altına aldığı düşünülebilecektir. Bununla birlikte sigorta Sözleşmesinde lehtar davalı ardiye sahibi … Ltd. olmakla, sözleşmenin TBK 129 maddesi anlamında üçüncü kişi lehine bir sözleşmenin varlığından da söz edilemeyecektir.
7- Dosyada bulunan ve davalı sigorta şirketi elemanı tarafından düzenlenen 23.10.2009 tarihli davalı sigorta şirketi eksperi tarafından hazırlanan Ekspertiz Raporunda, davalı …Ltd’nin sigorta riziko adresinde yapılan incelemede, rizikonun başladığı 09.09.2009 tarihinde sigortalı ….Ltd’nin talebi üzerine yaptığı incelemede, bu dosya davacısı …Ltd’ye ait toplam 295.112 USD bedelli kumaştan, 44.322 USD’lik kısmının sağlam, 250.790 USD’lik kısmının ise sel (seylap) sebebiyle hasar gördüğü, hasarın poliçe riziko teminatı kapsamında kaldığının belirlendiği, mal sahibi davacı ile temasa geçildiği ve belirli ölçülerde mutabakata da varıldığı anlaşılmaktadır. Rapor ekindeki listede, muafiyet oranı düşüldüğünde, tazmini gereken riziko tazminat bedelinin 87.593 USD (130.505 TL) olduğu kabul edilmiştir. Ekspertiz Raporunda davacıya ait emtia dışında her hangi bir hasar tespitine yer verilmemiştir. Davalı sigorta şirketin bu nitelikteki kendi tespitine rağmen, cevap dilekçesinde, rizikonun teminat kapsamında kalmadığını beyan etmesi MK 2.maddesi anlamında çelişkili davranış yasağı (venire contra factum proprium) niteliğindedir.
8- Yerel mahkemenin söz konusu hadise sebebiyle davalı …Ltd’ye yapılan ödeme miktarının müzekkere ile sorulması üzerine, davalı sigorta şirketi vekilinin dosyaya sunduğu 23.01.2014 tarihli dilekçe ekinde, davalı …Ltd’ye, gerçekleşen riziko sebebiyle 06.11.2009 tarihinde 150.000 TL, 10.11.2009 tarihinde 400.000 TL, 16.11.2009 tarihinde 10.853 TL ve 469.801 TL, 19.12.2009 tarihinde 86.341 TL, 28.01.2010 tarihinde 2.535 TL miktarlı ödeme dekontlarından, toplamda 1.119530 TL ödeme yaptığı anlaşılmaktadır.
9- Husumet dava şartı olup yargılamanın her aşamasında mahkemece ve Yargıtay tarafından her zaman için re’sen dikkate alınması gerekir. Bu bağlamda davacı tarafça, davalı sigorta şirketi aleyhine açılan davanın zamanaşımı sebebiyle reddine dair yerel mahkeme kararı doğru değildir.Zira, sözleşmelerin nisbiliği ilkesi kapsamında, davalı sigorta şirketi, rizikonun gerçekleşmesi halinde sadece sigorta sözleşmesi lehtarına karşı sorumlu olup, üçüncü kişi lehine (davacı) bir sözleşme de söz konusu olmadığına göre sigorta şirketi aleyhine açılan davanın zamanaşımı sebebiyle değil husumet sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirdi. Davacının ise, meydana gelen zararı ancak saklama sözleşmesi (vedia) kapsamında sözleşmenin tarafı olan …’na yöneltmesi mümkündür. Öte yandan, 6762 sayılı TTK’nın 1268.maddesi uyarınca sigorta risklerinden doğan bütün alacaklar 2 yıllık zamanaşımına tabi olup, 09.09.2009 tarihinde meydana gelen riziko sebebiyle davalı sigorta şirketinin, sigorta lehtarı olan…Ltd’ye sonuncusu 28.01.2010 tarihinde olmak üzere yasal süre içerisinde riziko tazminatını ödediği anlaşılmaktadır. Söz konusu ödemenin poliçe teminatı kapsamında kalan bir ödeme olduğu sigorta ettiren ve sigortalı arasında ihtilaf konusu olmamakla, bu ödemenin bir hatır ödemesi olduğunu ileri sürmek de mümkün görülmemiştir.
10- Davalı…nin, kendi deposunda bulunan davacıya ait malları …. Siortası kapsamında sigortalattıktan ve rizikonun gerçekleşmesi üzerine riziko tazminatını sigorta şirketinden tahsil ettikten sonra, rizikoya konu sel baskınının doğal afet mahiyetinde olduğunu ileri sürerek tahsil ettiği teminat bedelini, asıl zarar gören davacıya ödemekten kaçınması MK 2.maddesindeki dürüstlük kuralına açıkça aykırıdır. Yerel mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yetersiz ve objektiflikten uzak bilirkişi raporuna istinaden davanın reddine kararı doğru değildir.
Yukarıda anılan gerekçelerle, yerel mahkemenin, davalı sigorta şirketi aleyhine açılan davanın zamanaşımı, diğer davalı…. Ltd. aleyhine açılan davanın ise esastan reddine dair kararına ve bu kararı onayarak olumlayan Dairemiz sayın çoğunluğunun görüşlerine katılmıyorum.