Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/5011 E. 2015/12666 K. 30.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/5011
KARAR NO : 2015/12666
KARAR TARİHİ : 30.11.2015

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/01/2015 tarih ve 2014/406-2015/71 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin mahkeme kararı ile dava dışı tasfiye halinde ….’ye tasfiye memuru olarak atandığını, aylık 250 TL ücret takdir edildiğini, 10.02.2006 tarihinde ücretin 400 TL’ye çıkarıldığını, muhtelif ihtarlara rağmen tasfiye memuru ücretinin ödenmediği gibi zorunlu tasfiye masraflarının müvekkili tarafından karşılandığını, bunun üzerine müvekkilince yapılan başvuru sonucunda mahkemenin “şirket ortakları tarafından şirketteki hisse oranlarına göre tasfiye memuru ücreti ile zaruri giderlerin karşılanmasına, mümkün olmaması halinde tasfiye memurunun icra takibi yapmasında muhtariyete” karar verildiğini, ısrarlı taleplere rağmen davalının bir ödeme yapmaması üzerine hissesi oranındaki borcunun tahsili için icra takibine geçildiğini, takibe yapılan itirazın kötüniyetli olduğunu ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkâr tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin tasfiye halinde ….’nin %50 oranında hissedarı olduğunu, tasfiye işlemleri sonuçlanmamış sermaye şirketinin tüzel kişiliğinin devam ettiğini, tasfiye memuru alacağının tek muhatabının şirket tüzel kişiliği olduğunu, ortağın bu ücret ve masraftan ancak taahhüt edip ödemediği sermaye miktarı ile sorumluluğunun bulunduğunu, tasfiye halindeki şirketin taahhüt edilen tüm sermayesinin ödendiğini, bu nedenle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, taraf olmadığı bir davada müvekkili aleyhine karar verilemeyeceğini, tasfiye sürecinde tek bir fatura kesmeyen şirketin tasfiyesinin neden 8 yıl sürdüğünün muamma olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, limited şirketlerde ortakların sermaye koyma borcunu yerine getirdiklerinde sorumluluklarının sona erdiği, istisnaları olmakla birlikte kişisel sorumluluklarının bulunmadığı, tasfiye memuru alacağının istisna kapsamına girmediği, bu ücretin şirketin sorumluluğunda kaldığı ve tasfiyeye dahil olduğu, davacının tasfiye amacıyla yaptığı işlere ilişkin evrak sunmadığı, şirketin hiç bir borcunun olmadığı yönünde kapanış bilançosu düzenlediği, tasfiye işlemlerini gereği gibi yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 30/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.