Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/5040 E. 2015/11702 K. 09.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/5040
KARAR NO : 2015/11702
KARAR TARİHİ : 09.11.2015

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada …Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/12/2014 tarih ve 2014/706-2014/557 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin toplam %33 oranında hissesi bulunan davalı şirketin 19.08.1976 tarihli esas sözleşmesinde amaç ve konusunun “inorganik veya organik her çeşit boya ve pastalar ile her çeşit likit boya ve vernik imali” olarak gösterildiğini, 17.08.2008 tarihli yönetim kurulu kararı ile toz boya imalatından vazgeçildiğini, fabrika bina ve arsasının satıldığını, çoğunluk hissedarlarının makine ve techizat satışını müvekkilinden gizleyip kayıtsız gelir elde ettiklerini, ayrıca şirketin üretim yapmasını sağlayan tüm makine ve teçhizatın elden çıkarılmasıyla amaç ve konudan uzaklaşıldığını 11.01.2011 tarihli yönetim kurulu kararı ile de fabrika bina ve arsasından elde edilen paranın ticari amaçlı değerlendirilmesine ve yatırım amaçlı kullanılmasına karar verildiğini, ancak daha sonra bundan da vazgeçilerek ortaklara kâr olarak dağıtıldığını, bu elden çıkarmalardan sonra şirketin …’da bir bina kiraladığını ve buraya taşındığını, ancak yönetim kurulunun politikası ve tercihi sebebiyle boya üretiminin yapılamadığını, …’dan Beylikdüzü’ne naklolunduğunu, …’ya ve Beylikdüzü’ne gereksiz taşınma masrafları yapıldığını, bu doğrultuda davalı şirketin artık amaç ve konusunu gerçekleştirmekten tamamen uzaklaştığını, yönetim kurulu başkan müvekkili .. olduğu halde kendisine 2. derecede imza yetkisinin verildiğini, 1. derece imza yetkisinin ve genel yönetim yetkisinin Kamil Hakan’a ait olduğunu, bu görevin ilgilisi tarafından istismar edildiğini, şirketin 2010, 2011, 2012 yıllarında zarar ettiğini, davalı şirketin esas sözleşmesinde gösterilen amaç ve konusu dışında, çoğunluk hisse sahibi bir ortağın çıkarları doğrultusunda, azınlık hissedarlarının zararına olarak faaliyet gösterip zarar ettiğini, çoğunluğun azınlığa tahakkümünün bulunduğunu ileri sürerek 6102 sayılı TTK’nın 531. maddesi uyarınca davalı şirketin feshini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin edilen zarar, ekonomik şartlar, ithalat ve fason üretim imkânları, yüksek maliyetler nedeniyle toz boya üretimini durdurduğunu, fason imalat yaptırıp boya ticareti ile meşgul olduğunu, davacının imzaladığı yönetim kurulu kararı uyarınca daha ekonomik olacağı düşüncesiyle fabrikanın …’ya taşındığını, ancak itfaiyeden ruhsat alınamayınca yine davacının de katılımı ile likit boya üretiminin durdurulmasına ve fason imalat yapılmasına karar verildiğini, şirketin faaliyet alanlarında yer alan boya satışına devam edildiğini, tüm ortakların isteği ile Kağıthane’deki fabrika ve arsanın satılmasına, elde edilecek gelirin şirket kasasında tutulmasına karar verildiğini, ancak 7 ay sonra davacıların karar değiştirmesiyle paranın ortaklara dağıtıldığını, bunun da ek vergi yükümü getirerek şirketin 2011 yılını zararla kapatmasına sebep olduğunu, 2012 yılı zararının da davacıların döviz olarak bankalarda tutulan kâr dağıtım parasının TL’ye çevrilmesi ile kur farkından doğduğunu, fabrikanın satışı sonrasında elde kalan demirbaşların hurda mahiyetini arz ettiğini, amortismanının sonlandırıldığını, başka yerlerde kullanalamayacağını, tamamının binaya terk edildiğini, TTK’nın 531. maddesi anlamında fesih şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin esas faaliyet alanı itibari ile zarar ettiği, elde ettiği kârların da oldukça düşük olduğu, bir kısım menkul ve gayri menkullerin satılarak zararın giderildiği, şirketin ana faaliyet konusu alan itibari ile bir başka firmadan aldığı malları satarak şirkete kar sağlama faaliyeti içerisinde olduğu, davacının temel haklı sebep olarak; uzun yıllar faaliyet gösteren firmanın esas sözleşmesinde belirtilen konuların dışına çıkılmasını gösterdiği, davalı şirketin ana sözleşmesinde sadece boya üretimi ve satışı yer almakta ise de bu ana sözleşme kapsamı dışında boyanın dışarıdan alınarak 3. kişi ve şirkete satma işi de yapabileceği, önemli olanın şirketin ticari faaliyet itibari ile işler durumda bulunması olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalı şirketin ana sözleşmesinde iştigal konuları arasında gösterilen boya, vernik vb. gibi maddelerinin imalatının fason olarak gerçekleştirilmesi ve bu maddelerin ticaretinin yapılmasının faaliyet konusunun değiştirilmesi olarak değerlendirilmeyecek olmasına göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davalı şirketin 6102 sayılı TTK’nın 531. maddesine dayalı feshi istemine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de, davacılar, davalı şirketin amaç ve konusunun dışında faaliyet göstermesinin yanında şirketin fabrika bina ve arsasının satışına ilişkin faturada makine ve hurda satışına değinilmediği, bunların başka kişilere satılıp şirket ortaklarından gizlenerek kayıtlara geçirilmediği, ibra edilmeyen şirket yöneticisinin özel otomobil giderlerinin diğer ortakların zararına olarak şirketten karşılandığı, şirketin yıllardır zarar ettiği gibi sebepleri de ileri sürdükleri halde, karar yerinde bunlar tartışılıp değerlendirilmemiştir. Bu nedenle mahkemece, davacılar tarafından şirketin feshi için ileri sürülen tüm hususların gerçekleşip gerçekleşmediğinin ve bunların şirketin feshi için haklı neden olup olmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itrazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.