Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/5215 E. 2015/12102 K. 17.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/5215
KARAR NO : 2015/12102
KARAR TARİHİ : 17.11.2015

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/12/2014 tarih ve 2014/85-2014/653 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket hakkındaki icra takibine konu çekler üzerindeki imzaların müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, takibe konu çeklerin müvekkili firmaya teslim edilmeden banka tarafından kaybedildiğini ileri sürerek, icra takibine konu çekler nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, söz konusu çeklerin ve icra takibinin iptaline, kötüniyetli davalının inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava ve takip konusu çeklerin davacıya teslim edilmeden 3. kişilerce banka uhdesinde iken bir şekilde ele geçirilip sahte olarak düzenlendikten sonra tedavüle sürüldüğü, dava ve takip konusu çekler davacı tarafından düzenlenmediği, davacının anılan çekler sebebiyle kambiyo hukukundan kaynaklanan herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının davaya konu çekler sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, anılan çeklerin ve icra takibinin davacı şirket yönünden iptaline, şartlar oluşmadığından kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, çeke dayalı menfi tespit ve çekin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, dava ve takip konusu çeklerin davacıya teslim edilmeden banka uhdesinde iken kaybolduktan sonra tedavüle sürüldüğü, çeklerin davacı tarafından düzenlenmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı şirket vekili, çekler altında bulunan imzaların şirket yetkilisine ait olmadığını ileri sürmüştür. Mahkemece, dava konusu çekler üzerinde imza incelemesi yaptırılmaksızın sadece bankanın dava konusu çeklerin bulunduğu koçanın banka uhdesinde iken davacıya teslim edilmeden kaybolduğuna ilişkin yazısı esas alınarak eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17/11/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dava, çekteki keşideci imzasının sahte olması nedeniyle girişilen icra takibinden ötürü borçlu bulunmadığının tespiti isteminden ibarettir.
Dosya kapsamı uyarınca, dava konusu çekin de aralarında bulunduğu çek koçanının, henüz davacı yana teslim edilmeden muhatap banka nezdinde kaybolduğu taraflar arasında çekişme konusu olmadığı gibi bu husus muhatap bankanın cevabi yazısı ile de belirgindir. Hatta, davalı yan vekilinin temyiz dilekçesinde dahi bu olguya karşı bir beyanı söz konusu olmayıp çekin banka nezdinde kaybolduğunu kabul ettiği gözlenmektedir. Keza, dava konusu çekteki keşideci imzası ile davacı yetkilisinin imzalarının inceleme gerektirmeyecek denli farklı olduğu yine dosya kapsamı ile açıkça anlaşılmaktadır. Davalı yanın, çek koçanı bankada kaybolduktan sonra davacı şirket tarafından ele geçirildiği ve bizatihi davacı yanca tedavüle sokulduğu yolunda bir savunması bulunmamakta olup savunmanın temeli müvekkilinin iyiniyetli hamil olması nedeniyle davanın reddi gerektiği savına dayanmaktadır.
Şu halde, çekteki imzanın davacı keşideciye ait olması maddeten mümkün değildir. Bir başka söyleyişle, imzanın davacıya ait olmadığı sabit ve belirgindir. Mahkemece, bu hususun HMK’nın 211. maddesi çerçevesinde saptanarak imza incelemesi yaptırılmaksızın hükme varılmış olmasında usul ve yasaya herhangi bir aykırılık bulunmadığından Daire çoğunluğunun eksik incelemeye dayalı bozma kararına katılmıyorum.