Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/529 E. 2015/4861 K. 08.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/529
KARAR NO : 2015/4861
KARAR TARİHİ : 08.04.2015

MAHKEMESİ : FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/10/2014 tarih ve 2011/115-2014/225 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp,düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardan beri yüksek nitelikli yapıştırıcılar, izolasyon, boya ve vernik emtiası alanında ticari faaliyet gösterdiğini, ticari faaliyetlerini “…”, “…” ve “…” markaları altında gerçekleştirdiğini, davalı firmanın markalarının başvuru tarihlerinden çok daha önceleri bu markalar ile üretim ve satış yapmaya başladığını, davalı firmanın ise kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin kullandığı …, 333 ibareli markaları için ve … 1500+ şekil ve… 1500+ şekil markaları için de tescil başvurusu yaptığını, davalı tarafın tescil gerçekleştirebilmek amacıyla …, … ve 123 ibarelerine eklediği … ibaresinin ayırd edici bir ibare olmadığı, markaların kullanıldığı ürünler bakımından genel bir ifade olduğu, bir içerik maddesinin adından ibaret bulunduğunu, davalının markalarının, 556 sayılı KHK’nın 7/c maddesi nedeniyle tescilinin mümkün olmadığını, öte yandan davalı tarafın uzun yıllardan beri müvekkili ile ticari ilişki içinde olduğu ve ticari faaliyet sırasındaki faturalardan, ürün sipariş ve satışlardan davalının müvekkiline ait markalardan haberdar olduğunu ve müvekkilinin markalarının sektördeki tanınırlığından faydalanmak amacıyla hareket ettiğini, davalının eylemlerinin TTK anlamında haksız rekabet hükümlerine de aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek, davalının 2009/12813, 2009/12821, 2009/12823 ve 2009/12824 no’lu markaların hükümsüzlüğüne, … sicilinden terkinine ve verilecek kararın gazetede ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin otomotiv ve kimyasallar başta olmak üzere pek çok alanda ticari faaliyet gösterdiğini, davaya konu markaların 2009 yılında … tarafından müvekkil adına tescil edildiğini, bu nedenle markalar üzerinde müvekkilinin üstün hakkı bulunduğunu, bu markaların tescilden önce 2007 yılından itibaren müvekkil tarafından kullanıldığını ve sektörde maruf hale getirildiğini, davacının eskiye dayalı kullanım konusundaki üstün hak iddiasının gerçek dışı olduğunu, marka hukukunda öncelik ilkesinin geçerli olduğunu, davalı tarafın önceye dayalı kullanım iddiasını ispatlayamadığını, markaların unsurlarından sadece birisine bakılarak değil bir bütün olarak incelenmesi gerektiğini, müvekkili ile davacı arasında 2008 yılı Mayıs ayında başlayan işbirliğinin, aynı yılın 11. ayında sona erdiğini, davacı tarafın yargıyı yanıltmaya çalıştığını, davacının yaptığı marka başvurularının, müvekkilinin markaları ile birebir benzer olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu hükümsüzlüğü istenen markaların tamamının birinci sınıftaki kırtasiye amaçlı olmayan yapıştırıcılar emtiası bakımından tescilli olduğu, bu markaların başvuru tarihlerinin ise 16/03/2009 olduğu, davacı tarafın dava açıldığı tarihte, dava dilekçesinde hak iddia ettiği markalarla ilgili herhangi bir tescili bulunmadığı, her ne kadar dava konusu rakam grubu, sözcük ve şekil markaları bakımından davacının marka tescili mevcut değil ise de, davacı tarafın güçlü yapıştırıcılar sektöründe …, …, …, …,…,…,… markalarını kullanarak ticari faaliyet gösterdiği, bu markalar altında güçlü yapıştırıcı üretim ve satışı yaptığı, güçlü yapıştırıcılar, kırtasiye amaçlı olmayan yapıştırıcılar bakımından bu rakam ve sözcük markaları üzerinde gerçek hak sahipliğinin davacıya ait olduğu, taraflar arasında 2007 ve 2008 yıllarında bir süre devam eden ticari ilişki, mal alım satımı nedeniyle davalı tarafın, davacının ürün ve satışlarından haberdar olduğu, bu nedenle dava konusu markaları … nezdinde kendi adına tescil ettiren davalının tescil anında iyi niyetli olmadığı, davacı ile olan ticari ilişkisi nedeniyle dava konusu markaların davacıya ait olduğunu bildiği ya da kolaylıkla bilebilecek durumda olduğundan dolayı dava konusu markaların tescillerinin birer kötü niyetli tescil niteliği taşıdığı, bunun yanında 2009/12813 no’lu markanın ayrıca KHK’ nın 5. maddesinde yazılı ayırd edicilik niteliğini de taşımadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı adına tescilli ve davaya konu 2009/12813, 2009/12821, 2009/12823 ve 2009/12824 no’ lu markaların hükümsüzlüklerine, ilan talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 08/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.