Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/5569 E. 2015/13410 K. 14.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/5569
KARAR NO : 2015/13410
KARAR TARİHİ : 14.12.2015

MAHKEMESİ : … ..FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/10/2014
NUMARASI : 2012/183-2014/233

Taraflar arasında görülen davada … .. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/10/2014 tarih ve 2012/183-2014/233 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 06.05.2011 tarihinde “… -… … Hurma Tatlısı” ibaresi için marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun davalının tescilli markaları ile benzer bulunarak reddedildiğini, müvekkilinin “… … Hurma Tatlısı” markasını 1970 yılından bu yana tescilsiz olarak kullanmakta olduğunu, bu markanın meşhur, maruf ve tanınır hale geldiğini, hükümsüzlük davasında tanınmış markalar için bir ayrıcalık bulunmadığını, davalının “…” markasının da tatlı ürünlerinde kullanılmadığını, müvekkilinin ticaret unvanının “… … Tatlıcılık Gıda Ürünleri İmalat San. ve Tic. Ltd. Şti.” olup, “… … Tatlıcılık” ibaresinin, ticaret unvanında da ayırt edici ek olarak 2008 yılından bu yana kullanıldığını, ileri sürerek, davalı adına tescilli Özel/01466 numaralı “…” tanınmış markasının, tatlı ürünlerine özgü olarak kısmi hükümsüz kılınmasına karar verilmesini, Türk Patent Enstitüsü’nün “…-… … Tatlısı” markasının tescilini reddeden kararının iptal edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş ıslah dilekçesi ile davalıya ait 37 adet marka yönünden talebini genişletmiştir.
Davalı vekili, marka başvurusunun TPE Markalar Dairesi tarafından reddi üzerine YİDK’na başvurulması gerekirken dava açılamayacağını, ayrıca TPE kararının iptali istendiğinden husumetin TPE’ye yöneltilmesi gerektiğini, müvekkilinin 1989 tarihli “…” ve “…” markaları başta olmak üzere otuza yakın tescilli markanın sahibi olduğunu, markaların baharat, gıda ve diğer sektörlerde tanınan bir marka olduğunu, “…” markasının Y.İ.D.K ‘nın 03.10.2007 tarih ve 2007-M-5972 sayılı kararı ile tanınmış marka statüsüne alındığını, tatlı ürünlerinin müvekkilinin markasının tescil edildiği 30. sınıfa ve bu sınıfın yine müvekkil tarafında kullanılan 3. alt grubuna ait bulunduğunu, müvekkilinin 30. sınıfın 3. alt grubuna dahil olan “pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar” bakımından “…” markasını fiilen kullandığını, kategorideki yalnızca bir mal çeşidi bakımından kullanılmamasının hükümsüzlük sonucu doğurmayacağını, ayrıca kısmen hükümsüzlük kararı verilse dahi; davacının markasını kendi adına tescilinin tek bir ürün yönünden tescil mümkün olmayacağından kabul görmeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; talebin ıslahı sonrasında tefrik kararı verildiği, davacının Özel/01466 nolu marka dışındaki diğer markalar yönünden vazgeçme beyanında bulunduğu, bu nedenle davaya Özel/01466 nolu marka yönünden devam edildiği, başvuruya konu marka hakkında verilen Markalar Dairesi’nin red kararına karşı davacının itirazda bulunduğu ancak, YİDK iptali ile ilgili talep yönünden henüz TPE YİDK tarafından itirazla ilgili verilmiş bir karar bulunmadığı ve husumetin TPE’ye yöneltilmesi gerektiği halde, başvuruya itiraz etmeyen mesnet marka sahibine husumet yöneltildiği gerekçesiyle YİDK kararının iptali isteminin reddine karar verilmiş, hükümsüzlüğü talep edilen marka tescil kapsamında tatlı emtiası bulunmadığından hükümsüzlük istemi de reddedilmiş, ıslahla birlikte hükümsüzlüğü talep edilen diğer markalarla ilgili olarak davadan vazgeçildiğinden, vazgeçilen markalar yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 14/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.