YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/5865
KARAR NO : 2015/13428
KARAR TARİHİ : 14.12.2015
MAHKEMESİ : … .. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/11/2014
NUMARASI : 2012/141-2014/620
Taraflar arasında görülen davada … .. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/11/2014 tarih ve 2012/141-2014/620 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili katılma yoluyla davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tanınmışlık vasfını taşıyan 2000/13355 sayılı “…” ibareli markanın müvekkili adına tescil edildiğini, 06.08.2002 tarihinde … nezdinde de tescilinin sağlandığını, davalının müvekkili markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer “…” ibaresini aynı mal ve hizmetler kapsamında kullanarak iltibasa ve haksız yararlanmaya sebep verdiğini ileri sürerek markaya tecavüzün tespitini, men’ini, kararın ilanını, 15.000 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminatın ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı adına tescilli bulunan “….” ile davalı tarafından kullanılan “….” ibarelerinin arasında tek harflik farkın ortalama tüketicinin algılamasında karışıklığa ve iltibasa neden olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, maddi tazminat talepleri yönünden dava takipsiz bırakıldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 15.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, davalı tarafından davacıya ait
“…” markasına yapılan tecavüzün önlenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı tarafından verilen katılma yoluyla temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedildiği belirlenemediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır. Temyiz dilekçesinin verilme usulü 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) 434. maddesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 365. maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Davacı tarafından bu işlemler yapılmamış, sadece Uyap üzerinden temyiz dilekçesinin verilmesi ile yetinilmiştir. Temyiz defterine kayıt ettirilip, harcı alınmayan temyiz dilekçeleri bakımından çözüm getiren 21.05.1985 gün ve 1984/5 Esas, 1985/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı (YİBK)’nda, harca tabi olmasına rağmen hesap edilip ilgilisinden alınmadan temyiz defterine kaydedilen temyiz dilekçeleri hakkında da HUMK’nın 434/3. maddesinde öngörülen eksik harç ödenmesi ile ilgili işlemin kıyasen uygulanması ve bu durumda temyiz isteminin, temyiz defterine kaydedildiği tarihte yapılmış sayılması gerektiği açıklanmıştır. Buna göre, somut olayda temyiz defterine kayıt da bulunmadığından, anılan YİBK’nın uygulanması gerekmediğinden, davacı tarafça bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesine konu temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz istemine gelince dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 768,48 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,14/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.