Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/8626 E. 2015/12170 K. 18.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8626
KARAR NO : 2015/12170
KARAR TARİHİ : 18.11.2015

MAHKEMESİ : FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/10/2013 gün ve 2012/87-2013/110 sayılı kararı onayan Daire’nin 27/05/2014 gün ve 2014/3076-2014/9797 sayılı kararı aleyhinde asıl davada davalılar birleşen davada davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin …’de kayıtlı “…” markasına ve “…” ibareli marka başvurularına sahip olduğunu, markayı meşhur ve maruf kıldığını, davalıların da “…” ve “…” şeklindeki kullanımları ve marka başvuruları bulunduğunu, davalının haksız ve kötü niyetli olduğunu, bu kullanımın ve başvuruların iltibasa yol açtığını, tüketicinin davalı işletmesini gördüğünde …’da yer alan müvekkilin şubesi olarak algılayacağını, davalının bu başvuruya konu ettiği kullanımları ile haksız rekabette bulunduğunu, mal ve hizmetlerin birbirine yakın olduğunu, hatta biran için farklı olsalar bile karıştırma ihtimali doğurduğunu ileri sürerek davalıların bu markaya tecavüzünün tespitini, önlenmesini, durdurulmasını, haksız rekabetin tespitini, önlenmesini ve durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkilinin kullanımlarının marka başvurularına dayandığını, aslında markanın gerçek sahibinin davacı değil tarafların birlikte ortak oldukları … olduğunu, davacının kötü niyetli bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada; davacı şirket vekili; öncelikli hak sahipliğini ileri sürerek … adına kayıtlı … sayılı markanın hükümsüzlüğünü ve … tarafından kurulan ve hakim ortağı olduğu “…”ndeki kılavuz unvan sözcüğünün terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, gerçek hak sahipliğini ileri sürerek …’ın 1972’den beri faaliyette olduğunu, markayı yarattığını, bir süre ortaklarla birlikte faaliyet gösterdiğini ve aslında deri sektöründe faal olan …ne restoran işletmeciliği de yaptırıldığını, davacıların marka aidiyeti ve kötü niyet iddialarının dayanaksız olduğunu, hak düşürücü sürenin dikkate alınması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen kararı asıl dava ve birleşen dava yönünden asıl davada davalılar birleşen davada davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 27.05.2014 gün 2014/3076 E, 2014/9797 K sayılı ilamıyla onanmıştır.
Asıl dava ve birleşen dava yönünden asıl davada davalılar birleşen davada davacı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1-Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve asıl davada davalılar vekili temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasını istemiş ise de uyuşmazlığın HUMK’nın 438/1.maddesinde belirtilen davalardan olmadığı gibi anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca da duruşma yapılmasına gerek görülmemiş olmasına göre, asıl davada davalılar vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen asıl davaya yönelik tüm karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
2-Birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya yönelik karar düzeltme isteminin incelenmesinde, karar süresi içinde temyiz edilmiş olmasına rağmen, Dairemizin 27.05.2014 gün, 2014/3076E, 2014/9797 Karar sayılı ilamı ile yapılan temyiz incelemesinde birleşen davaya yönelik temyizinin incelenmediği anlaşılmakla bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
3-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına davacı vekili temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasını istemiş ise de uyuşmazlığın HUMK 438/1 maddesinde belirtilen davalardan bulunmadığı gibi anılan maddenin 3. fıkrası uyarıncada duruşma yapılmasına gerek görülmemiş olmasına göre, birleşen davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, asıl davada davalılar vekilinin asıl dava yönünden karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442 maddesi gereğince REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, birleşen davada davacı vekilinin birleşen dava yönünden karar düzeltme istemi kabul edilerek temyiz itirazlarının incelenmesine;(3) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya ilişkin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 05,20 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK’nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 251,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen asıl davada davalılardan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, alınmadığı anlaşılan 119,00 TL temyiz başvuru harcı ile 27,70 TL temyiz ilam harcının birleşen davada davacıdan alınmasına, 18/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.