Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/8844 E. 2015/9698 K. 30.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8844
KARAR NO : 2015/9698
KARAR TARİHİ : 30.09.2015

MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/10/2013
NUMARASI : 2012/473-2013/456

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/10/2013 tarih ve 2012/473-2013/456 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, T.’ın özelleştirme kapsamına alınması ve 20 ayrı dağıtım şirketine ayrılması kapsamında müvekkili ile davalı arasında 24.07.2006 tarihinde “İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi” akdedildiğini, anılan sözleşmenin 7.1, 7.2. 7.3, 7.4, 7.5 ve 7.6 maddelerinde dağıtım faaliyetinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen iş ve işlemlerden kaynaklanan sorumluluğun dönemsel olarak paylaştırıldığını, davalının İHDS öncesi gerçekleştirdiği işlemler nedeniyle açılan dava sonucu Karacabey Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2007/827 E. – 2008/633 K. sayılı ilamının icra takibine konulduğu ve müvekkilinin icra dosyasına 5.471,54 TL ödediğini ileri sürerek, bu meblağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı def’i ve husumet itirazında bulunmuş, davacı şirketin özelleştirilmesinin hisse satışı suretiyle gerçekleştirildiğini, İhale Şartnamesi ve Hisse Satış Sözleşmesi hükümleri uyarınca müvekkilinden talepte bulunulamayacağını, ayrıca davacı tarafından düzenlenen devre esas bilanço ile geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin dava dışı şahsın taşınmazına elektrik hattı geçirmek suretiyle İHDS’den önce kamulaştırmasız el attığı ve bu nedenle Karacabey SHM’de açılan davada davalı olarak davacının yer aldığı, kararın icra takibe konulması üzerine de davacı tarafından hükmolunan tazminat ve fer’ileri dahil olmak üzere 5.471,54 TL’nin 11/08/2009 tarihinde icra dosyasına yatırıldığı, davacının İHDS’nin 7.4 ve 7.6 m. dayanarak davalıdan rücu talebinde bulunabileceği, dava dışı U. Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş. ile Özelleştirme İdaresi Başkanlığı arasında imzalanan 31.08.2010 tarihli hisse devir sözleşmesinin 9.3, 9.4 maddesinin ve özelleştirmeye ilişkin ihale şartnamesinin 22. maddesinin d, f, p bentlerinin davacının rücu hakkını davalıya karşı ileri sürmesine engel oluşturmadığı, çünkü sözleşmenin 9. maddesinin 9/4 bendinde “alıcı ihale konusu hisseleri devraldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak işletme hakkı devir sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla şirkette yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç yükümlülüklerden kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketin sorumlu olduğu…” şeklindeki
düzenlemede yer alan “işletme hakkı devir sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla “ şartı nedeniyle işletme hakkı sözleşmesinin yürürlükte olduğu ve 31.08.2010 tarihli hisse satış sözleşmesinin dava konusu olaya uygulanamayacağı, davacının ödemeyi yaptıktan sonra davalıya herhangi bir ihtarname göndermediği ancak, davalının İHDS’den önce dava dışı şahsın taşınmazı üzerinde gerçekleştirdiği kamulaştırmasız el atma eyleminin özü itibariyle bir haksız fiil olduğu ve haksız fiillerde fiilin işlendiği tarihten itibaren temerrüdün gerçekleştiği yani, davalının gerçekleştirdiği eylemi ve sonuçlarını, doğan borcu bildiğinden ayrıca uyarılmasına gerek olmadığı, çünkü haksız fiil tarihi itibariyle temerrütte olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 5.471,54 TL’nin ödeme tarihinden itibaren değişen oranda avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir. Taraflar arasında düzenlenen 24.07.2006 tarihli sözleşme ile dört ilden oluşan elektrik dağıtım bölgesinde yer alan ve T. uhdesinde bulunan dağıtım sistemi, dağıtım tesisleri ve dağıtım tesislerinin işletilmesi için zorunlu taşınır ve taşınmazların, mülkiyet hakkı saklı kalmak koşuluyla, işletme hakkı U. E.’a devredilmiş, sözleşmenin 7. maddesi ile dağıtım faaliyetinden kaynaklanan sorumluluğun dönemsel olarak paylaştırılması yoluna gidilmiştir. Anılan sözleşmenin 7.2 maddesi, “Dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olarak, sözleşmenin imza tarihinden sonra ortaya çıkacak idari ve hukuki ihtilaflar şirket tarafından derhal T.’a bildirilir. Söz konusu dağıtım tesislerinin mülkiyetine dair bu idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bunlardan doğacak her türlü sorumluluk T.’a aittir. Şirket, gecikmesinde tehlike olan durumlarda T.’a bildirimde bulunmakla birlikte T. adına ve/veya hesabına gerekli tedbirleri almak ve işlemleri yapmakla yükümlüdür. Şirket tarafından alınan tedbirler ve gerçekleştirilen işlemlere ilişkin masraflar belgelendirilmek ve makul olmak şartıyla T. tarafından karşılanır.” hükmünü içermektedir.
Somut uyuşmazlıkta, dağıtım faaliyetinin davalı T. tarafından gerçekleştirildiği dönemde yüksek gerilim hattı geçirilmek suretiyle kamulaştırmasız el atılan taşınmazın maliki tarafından, sözleşmenin imza tarihinden sonra davacı aleyhine tazminat davası açılmış, dava kabulle sonuçlanmış, yine davacı aleyhine icra takibine başlanılması üzerine taşınmaz malikine 5.471,54 TL ödeme yapılmıştır. Mahkemece, davalının bu meblağın tümünden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, sözleşmenin anılan 7.2 maddesindeki ihbar yükümlülüğünün yerine getirildiği iddia ve ispat olunmadığı gibi, mahkemece bu yükümlülüğe uyulmamasının sonuçları da değerlendirilmemiştir. Oysa, davacı tarafından yapılan bu ödeme tazminat miktarı ile birlikte işlemiş faiz, yargılama gideri, vekalet ücreti, icra giderleri ve ilam sonrası işleyen faizi de içermekte olup, mahkemece sözleşmenin anılan 7.2 maddesi göz önünde bulundurularak davacının davalıya ne miktarda rücu edebileceğinin belirlenmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.