Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/964 E. 2015/6466 K. 06.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/964
KARAR NO : 2015/6466
KARAR TARİHİ : 06.05.2015

MAHKEMESİ : BURSA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/11/2014
NUMARASI : 2014/467-2014/536

Taraflar arasında görülen davada Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 06/11/2014 tarih ve 2014/467-2014/536 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davada davacılar-birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacılar vekili, müvekkili R.. K..’nın 1979 yılından beri unlu mamuller üretip satışını yaptığını ve ”Ö.” markasını kullandığını, davalı şirketin ise müvekkilinin markasını 30. ve 43. sınıflarda haksız şekilde kullandığını, davalının yaptırdığı tescillerin müvekkilinin eski tarihli kullanımı sebebiyle haksız ve usulsüz olup iptalinin gerektiğini, ”Ö.” markası üzerinde müvekkilinin öncelikli kullanıma dayanan hakkının bulunduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli 127352 (1992/6620), 143704 (1992/6622), 207043 (1999/6374) ve 2008/49879 sayılı markalarının hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili “Ö.” markasının müvekkili adına tescilli tanınmış bir marka olduğunu, asıl hak sahibinin müvekkili olduğunu, kendi markalarının tescil tarihi dikkate alındığında davacının hak düşürücü süre nedeniyle hükümsüzlük davası açma hakkının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, müvekkiline ait “Ö.” ibareli markanın tanınmış bir marka olduğunu, müvekkilinin tanınmış markasının aynısının davalı tarafça 2006/50356 no’lu başvuru ile 30 ve 43. sınıflar için tescil ettirildiğini ileri sürerek, davalı adına tescilli 2006/50356 no’lu “B. Ö. 1979 + ŞEKİL” ibareli markanın hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, asıl davada ileri sürülen nedenlerle davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2007/138 E- 2008/828 K. sayılı ilamı ile “Ö.” ibaresi üzerinde asıl davada davacı şirketin üstün hakkı bulunmadığı belirlenerek anılan ibarenin ticaret unvanından terkinine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, bu itibarla asıl davada davacıların davalı adına tescilli markaların asıl unsurunu oluşturan ”Ö.” ibaresi üzerinde üstün hak sahibi olmadığı ve öncelik hakkı da bulunmadığı gerekçesiyle, asıl davanın reddine, birleşen davanın ise, her iki taraf markasında baskın kelime unsurunun “Ö.” ibaresi olup, anılan ibarenin yazım karakterlerinin üst düzey benzerlik içerdiği, markaların turuncu-beyaz renk kombinasyonlarından oluşmalarının benzerliği kuvvetlendirdiği ve tüketicilerin gözünde aynı gruba ait markalar olarak değerlendirilme ihtimalini arttırdığından davacının 85251 no’lu tanınmış markası ile davalı markası arasında bağlantı kurulmasının kaçınılmaz olduğu, bunun markanın tanınmışlık düzeyinden haksız yarar sağlanması ihtimaline yol açtığı ayrıca, davacı adına tescilli 137352 no’lu markanın davalı markası ile üst düzeyde görsel ve işitsel benzerlik içerdiği, markaların kapsadığı mal ve hizmetler bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu gibi, davalının eskiye dayalı kullanımı dava konusu markadaki ibare, renk ve şekildeki gibi olmadığından davacının markalarına göre bir öncelik hakkı oluşturmayacağından kabulü ile, davalı adına tescilli 2006/50356 no’lu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davacılar-birleşen davada davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davacılar-birleşen davada davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl davada davacılar-birleşen davada davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 30,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl davada davacılar-birleşen davada davalıdan alınmasına, 06/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.