Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/2218 E. 2017/4579 K. 20.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2218
KARAR NO : 2017/4579
KARAR TARİHİ : 20.09.2017

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/06/2015 tarih ve 2014/79-2015/456 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin paydaşı ve temsile yetkili olduğu Palmiye Mimarlık Mühendislik Hizmetleri. Ltd. Şti’nin davalı şirket ile iş ilişkisi içinde bulunduğunu, bu kapsamda davalı şirkete bono verildiğini, davalı şirketin bonoya sonradan davacının adı ve soyadını ekleyerek müvekkilini de borçlu sıfatına sokarak aleyhine icra takibi başlattığını, davalı şirkete verilen bono üzerinde sahtecilik yapıldığını, bunun için savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu ileri sürerek davanın kabulü ile, senetten dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının haksız ve kötüniyetli olduğunu, davacının imzasını ikrar ile kabul etmekte olduğunu, davacının müvekkiline dava konusu belge miktarı kadar borçlu olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacının Palmiye Mimarlık Mühendislik Hizmetleri Ltd. Şti’nin yetkili temsilcisi olduğu, anılan şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki nedeniyle davaya konu 20.000,00 TL bedelli bononun düzenlendiği, davacı tarafından atılan iki imzanın bulunduğu, senet üzerindeki imzalardan birinin temsilcisi olduğu şirket, diğerinin de imza sahibi şahıs adına atılmış olduğu, davacının borçtan şahsen sorumlu bulunduğunun kabulü gerektiği, davacının adının sonradan bonoya eklenmesinin hukuki bir sonuç doğurmayacağı, davacının bonoya attığı imzadan şahsen sorumlu olduğu gerekçesiyle menfi tespit davasının reddine, yasal koşulları oluşmamakla inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 20/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.