YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2965
KARAR NO : 2017/5573
KARAR TARİHİ : 19.10.2017
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/09/2015 tarih ve 2012/184-2015/506 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı-birleşen dava davacısı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 05.12.2010 tarihinde 347.007,82 TL bedelli 3.767,15 adet ürün satımına ilişkin sözleşme akdedildiğini, bu sözleşme uyarınca davalının, sözleşmeye konu ürünlerin müvekkiline satılması ve sipariş tarihi dahil bu tarihten itibaren 6 ila 8 hafta içerisinde söz konusu ürünlerin alıcı müvekkiline teslimi edimlerini üstlendiğini, tarafların serbest iradeleri ile imza altına aldıkları, söz konusu sözleşmede satıcının sipariş tarihlerine uymayarak ürün tesliminde gecikme yaşanması halinde her bir gün için 5.000,00 TL müvekkiline cezai tazminat ödemesi gerektiğini, davalı şirket tarafından gecikmeli olarak teslim edilen bir kısım ürüne ihtirazi kayıt koymak suretiyle teslim aldığını, bir kısmına ise ihtirazı kayıt koymadığını, sözleşme uyarınca davalının zamanında teslim etmediği ürünlerin de bulunduğunu, ihtirazı kayıt konulan ürünler bakımından cezai tazminat alacağı olan 110.000,00 TL’nin sözleşmede belirli vade tarihinden itibaren faiz işletilmesini, ihtirazı kayıt konulmadan teslim alınan ürünler bakımından cezai tazminat hesaplanarak ticari işlere uygulanan en yüksek faizin uygulanmasına ve temerrüt nedeniyle doğan seçimlik haklarından gecikme tazminatı kullanılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davada davalı vekili, tüketici mahkemelerinin yetkili olduğunu, sözleşmede cezai şartın kararlaştırıldığını ama malların %95’inin süresinde teslim edildiğini, kalan kısımdaki gecikmenin ise müvekkilinin kendisinden değil fabrikadan kaynaklandığını, davacının malları ihtirazı kayıt koymadan teslim aldığını ve zararının da olmadığını, zararı olduğu iddiasının ispatlaması gerektiğini, ayrıca geç gelen ürünlerin değerini tespit ettirilmesi ve dava tarafın zarureti haiz ise bu malzemeleri başka bir yerden temin edemeyeceğinin de tespit edilmesinin gerektiğini, davacının kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin çok az bir kâr payı olmasına rağmen yaptığı malzeme bedelinin 1/3’ünü ödemek zorunda kalacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, davalının çeşitli tarihlerde davacıdan ürün satın aldığını, bu ürünlerin fatura bedellerinin ödenmediğini, bunun üzerine … 33. İcra Müdürlüğünün 2012/22638 Esas sayılı dosyası ile takibe başlanıldığını, davalı tarafa tebligat yapıldıktan sonra 14.025,88 TL ödeme yapıldığını kalan kısmına itiraz ettiğini, itirazın iptali ile kısmi ödeme yapıldıktan sonra kalan kısım olan 34.101,50 TL yönünden takibin devamına ve davalının haksız ve kötü niyetli itiraz etmesi nedeniyle %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Birleşen davada davalı vekili, müvekkili ile davacının 05/12/2010 tarihli sözleşme ile 347.007,82TL’lik inşaat malzemesi alım – satımı konusunda anlaştıklarını, taraflar arasında ürünlerin gecikmesi sebebiyle … 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde derdest bir dava olduğunu, sözleşme gereği satın alınan ürünler olduğu gibi iade edilen ürünlerin de olduğunu, bu idarelin sonucunda 01/09/2012 tarihi itibariyle davacıya 14.025,88 TL borcu kaldığını, bu miktarı da icra takibinden önce 17/10/2012 tarihinde davacının hesabına yatırdığını, hiçbir dayanağı olmayan davanın esasa girilmeden usulden reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, ceza tazminatının ödenmesi için sözleşmede belirtilmesinin ve ihtirazı kayıt konulmasının yeterli olduğu, zararın ispatlanmasının gerekmediği, istenen ceza tazminatına hükmedildiğinde davalının mahvına sebep olacağı ve ceza tazminatında indirim yapılması yoluna gidildiği gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı – birleşen dava davacısı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı-birleşen dava davacısı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı-birleşen dava davacısı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3.618,10 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı-birleşen dava davacısından alınmasına, 19/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.