Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/3199 E. 2017/5571 K. 19.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3199
KARAR NO : 2017/5571
KARAR TARİHİ : 19.10.2017

MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/11/2015 tarih ve 2015/56-2015/183 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilin sektöründe tanınmış OCP markasının maddi ve şekli anlamda gerçek sahibi olduğunu, davalı tarafından OCP markasının haksız ve kötü niyetli olarak tescil edildiğini, davalı şirket adına 2012/35006 sayı ile haksız ve kötü niyetli olarak tescil edilen OCP markasının hükümsüzlüğüne, davalı tarafından OCP markasının tabela antetli kağıtlar, broşürler, paketler, kartvizitler ve her türlü yazılı, görsel sanal mecradaki tanıtıcı vasıtaları üzerinde kullanılmasının önlenmesine ve bu ibareyi taşıyan ürünlerin toplatılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkil ile davacı şirket arasında 2003 yılında kurulmuş, ticari ilişki neticesinde davalının davacının ürünlerini Türkiye’ye ithal ederek ülkede satışını gerçekleştirdiğini davacının markasının Türkiye’de tanınmışlığı olmadığının, müvekkilin satış gücü ve pazarlama stratejisi ile davacı markasını Türkiye’de tanınır hale getirdiğini, ithalat rakamını yükselttiğini bu aşamada davacı ürünleri ile haksız rekabetin önüne geçmek için müvekkilinin markayı tescil ettirdiğini, bir markanın başka ülkelerde tescil edilmiş olmasının markaya tescil edildiği ülkeler dışındaki yerlerde koruma sağlamadığını, bu hususun davalı müvekkil adına tescilli markanın hükümsüz kılınmasını sağlamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, dava konusu markanın gerçek hak sahibinin davacı taraf olduğu, taraflar arasında ticari anlaşmalar yapıldığı, davalı tarafın haklı bir nedeni olmaksızın davacı markasını tescil ettirdiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 19/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.