YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3574
KARAR NO : 2017/5710
KARAR TARİHİ : 25.10.2017
MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/12/2015 tarih ve2014/436-2015/314 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalı şirketin 2012/76023 başvuru sayılı ve “UCZ şekil” unsurlu marka başvurusuna, müvekkilinin 2008/49476 sayılı ve “UCZ” ibareli markalarını mesnet göstererek yaptığı itirazın TPE YİDK tarafından reddedildiğini, müvekkilinin “UCZ” unvanı ve markalarıyla faaliyet gösterdiğini ve tanınmış marka sahibi olduğunu, seri markalarının bulunduğunu, “UCZ” ibaresinin aynı zamanda ticaret unvanının ayırt edici unsuru olduğunu ileri sürerek TPE YİDK kararının iptalini ve dava konusu markanın hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili; YİDK kararının usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili; “UCZ” ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, davacı markasının tanınmış olmadığını, tüketici kitlelerinin farklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının “UCZ+şekil” marka başvurusu ile davacının “UCZ” tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunduğu, taraf markalarındaki ortak ve asıl unsurun “UCZ” ibaresi olduğu ve bu ibarenin taraf markalarındaki benzerliği ön plana çıkardığı, ancak tarafların marka kapsamları farklı olduğundan 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesindeki iltibas koşullarının oluşmadığı, 556 sayılı KHK’nın 8(4) maddesinin uygulanmasının da sözkonusu olmadığı ve YİDK kararının yerinde ve doğru olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 25/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.