Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/3624 E. 2017/6281 K. 16.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3624
KARAR NO : 2017/6281
KARAR TARİHİ : 16.11.2017

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07/01/2015 gün ve 2012/320-2015/32 sayılı kararı onayan Daire’nin 21/12/2015 gün ve 2015/5925-2015/13682 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait kayısı bahçesinin don ve diğer zararlara karşı davalıya sigortalandığını, 17-18-19 Mart 2010 tarihlerinde meydana gelen don nedeniyle müvekkilinin kayısı ağaçlarının hasar gördüğünü ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 15.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesiyle talebini 55.860,00 TL ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 15.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 4,60 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 275,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 16/11/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK 33. maddesinde “Hakimin, Türk Hukukunu re’sen uygulayacağı”,
Yasa’nın 107/1 maddesinde “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenmeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde, alacaklının hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabileceği” düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı taşınmazındaki kayısı ağaçlarının don nedeniyle zarara uğradığını bildirerek, zararı mahkemece tespit edilmek ve fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak kaydı ile 15.000.00 TL’nin tazminini istemiştir.
Yerel mahkeme, zarar miktarı ve zararın poliçe teminatı kapsamında kalıp kalmadığını tespit edebilmek için beş farklı bilirkişi veya bilirkişi heyetinden rapor almış, davacı zararı ancak 16.07.2014 günlü raporla belirlenebilmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde davayı HMK 109/1 maddesinde ifade edilen şekilde kısmi dava olarak açmış ve mahkemece de dava bu şekilde nitelendirilmiş ise de HMK 107/1 maddesi hükmüne göre dava, belirsiz alacak davası niteliğindedir.
Zira, davacıdan, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını veya değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenmesi mümkün değildir. Yukarıda da ifade edildiği gibi, davacı zararı, tam ve kesin olarak dosyaya 5. kez sunulan bilirkişi raporu ile ancak belirlenebilmiştir.
Gerek HMK 33 maddesi hükmünden anlaşıldığı ve gerekse 04.06.1958 tarih 15-6 sayılı İçtihadı Birleştirme kararında da vurgulandığı üzere, hakim bir davada sadece tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve neticei taleplerle bağlı olup, dayandıkları kanun hükümleriyle ve onların tavsifleriyle bağlı değildir. Hakim kanunları re’sen tatbik ederek iddia ve müdafaadaki neticei talepleri karara bağlamakla yükümlüdür. (HGK 14.05.2003-14-360/346, 08.12.2004-11-729/652)
Uyuşmazlıkta, dava HMK 107/1 maddesinde ifade edilen belirsiz alacak davası olup, 107/2 madde gereğince de alacağın miktar ve değerinin tam ve kesin olarak belirlendiği 16.07.2014 günlü bilirkişi raporu ile davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın dava dilekçesinde bildirmiş olduğu talebini arttırmıştır.
Davacının talebini arttırdığı dilekçenin ıslah dilekçesi olarak nitelendirilmesi, dava dilekçesinde olduğu gibi HMK 33 maddesi gereğince hakimi bağlamamaktadır.
Talebin arttırıldığı bu dilekçe HMK 107/2 maddesinde ifade edilen belirsiz alacak davasındaki alacağın belirlenmesi üzerine verilen dilekçedir.
Belirsiz alacak davasında, zamanaşımı dava dilekçesi ile kesildiğinden arttırılan bölüm yönünden artık zamanaşımından söz edilmesi de mümkün değildir.
Bu halde, mahkemece davanın belirsiz alacak davası olduğunun kabulü ile 16.07.2014 günlü dilekçe ile arttırılan bölüm yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken arttırılan bölüme ilişkin davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru değildir.
Davacının, karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairenin onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken davacının karar düzeltme isteminin reddine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.