YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3941
KARAR NO : 2017/6177
KARAR TARİHİ : 14.11.2017
MAHKEMESİ : 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 24/11/2015 tarih ve 2015/218-2015/268 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin “…” unsurlu tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının ise müvekkilinin tanınmış markalarına benzerlik ile iltibas yaratan “…+ŞEKİL” unsurlu markaları kötü niyetle tescil ettirdiğini, davacıya ait ticaret unvanı ve markalarına iltibas oluşturur şekilde ticaret unvanında “…” ibaresini kullandığını, benzer şekilde adına alan adı tescil ettirdiğini ileri sürerek davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, davalı adına tescilli “… … … ŞİRKETİ” ticaret unvanından “…” ibaresinin terkinine, davalı adına tescilli … alan adının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; taraf markalarının birbirine benzemediğini, müvekkilinin markasının 2007 senesinden bu yana kullanıldığını, davacı tarafın sessiz kalarak hükümsüzlük davası açma hakkını yitirdiğini, ticaret unvanı terkini taleplerinin Ticaret Mahkemesinde görüleceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamı, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının TPE nezdinde tescilli 2008 39839 sayılı “… şekil”, 2009 49404 sayılı “R … şekil”, 2010 53362 sayılı “şekil”, 2011 15366 sayılı “R … şekil … …”, 2011 102742 sayılı “şekil” markaları ile davacı markaları arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğu, davacı markasının tanınmış olduğu, davacı şirketin davalı tarafın marka tescillerinden önceki bir tarihten beri Türkiye’ye ithalat yapması ve tarafların aynı sektörde yer alması nedeniyle davalı tarafın davacı markasından haberdar olmaması hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği ve davalı tarafın bu ibareyi almasında objektif gerekçeler sunamaması karşısında kötüniyetli olduğu, bu nedenlerle davalı
markalarının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davacı ile aynı sektörde yer alan davalı şirketin davacı tarafa ait tanınmış markasını bilmemesin mümkün olmadığı, bu nedenle tanınmış markaya çok benzer şekilde unvan almakta da davalı tarafın kötüniyetli olduğu, … Konvansiyonu 8. maddesi uyarınca da davacının … …. ticaret unvanının korunması gerektiği, bu nedenle davalı ticaret unvanından “…” ibaresinin terkinine, markayı oluşturan işaretin aynısının ya da benzerinin internet ortamında alan adı olarak kullanılması markasal kullanım olduğu, davalıya ait … alan adında davacı markasının benzeri ibarenin kullanıldığı, bu nedenle alan adının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 14/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.