Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/3982 E. 2017/6323 K. 20.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3982
KARAR NO : 2017/6323
KARAR TARİHİ : 20.11.2017

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 24/12/2015 tarih ve 2014/373-2015/964 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalının … San. Yay. Ltd. Şti.’de yarı yarıya hissedar olduklarını, davalının her iki şirketin müdürü olup tek imza ile şirketleri temsile yetkili olduğunu, davalının müvekkilini şirketlere sokmadığını ve şirketleri kötü yöneterek zarara uğrattığını, müdürlük yetkilerini suistimal ettiğini, müvekkiline tehdit ve hakarette bulunduğunu, bu nedenle … Sulh Ceza Mahkemesinde yargılandığını ileri sürerek dava sonuna kadar ihtiyati tedbir niteliğinde her iki şirket yönetiminin kayyıma devredilmesini, davanın kabulü ile davalının şirketleri münferiden temsil yetkisinin haklı sebeplerle kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin müdürlük görevinin sona ermediğini, davalının her iki şirkete de gelip gittiğini, müvekkilinin şirketleri zor durumlarda dahi ayakta tutabilmek için uğraştığını, şirket adına İş Bankasından çekilen kredinin 10.000 TL’sinin davacının şahsi ihtiyaçlarını gidermesi için verilmemesi nedeniyle husumetten kaynaklanan bu davanın açıldığını, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, her iki şirketin defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmadıkları, mali durumlarının kötü olduğu ve sermayelerinin büyük kısmını yitirdikleri, 2003 yılından beri ortaklar kurulu toplantısının yapılmadığı, ana sözleşmeye göre her mali yılda yapılması gereken kâr ve zarar hesabı ve bilançoyu tasdik, safi kârın kullanım şeklini tayin etmek, müdürlerin ibra edilmesi görevlerinin yerine getirilmediği, ticari defterlerin kapanış tasdiklerinin yaptırılmadığı, … A.Ş.’den alınan para ve bankadan kullanılan kredinin şirket aktifinde gözükmediği, davalının şirketlerin idaresinde basiretsizliği ve ağır ihmalinin sabit olduğu, TTK. 161. maddesindeki muhik sebeplerin mevcut olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının her iki şirketteki müdürlük görevinden azline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece uyulan Dairemiz bozma ilamında, davalı vekilinin temyiz dilekçesi ile ibraz ettiği şirkete ait bilanço kayıtlarında … A.Ş. ile bankadan çekilen kredilerin göründüğü ancak bilirkişi raporunu dikkate alan mahkemece bu iki kaynaktan elde edilen paranın da şirket aktifinde görünmediği belirtilerek davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından itiraz edilen bilirkişi raporu ve ibraz edilen onaylı bilanço arasındaki çelişkinin giderilmesi ile davalı tarafın iddiaları değerlendirilerek, yeniden bilirkişi raporu aldırılıp karar verilmesi resmi bilanço kayıtlarını tam olarak incelemeyen bilirkişi raporuna dayalı karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporunda … A.Ş. ile bankadan çekilen kredilerin şirket kayıtlarında mevcut olduğu belirtilmesine rağmen mahkemece bozma ilamından önce verilen karardaki aynı gerekçelerle davanın kabulü ile davalının her iki şirketteki müdürlük görevinden azline karar verilmesi doğru görülmeyip kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 20/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.