Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/4141 E. 2017/6296 K. 16.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4141
KARAR NO : 2017/6296
KARAR TARİHİ : 16.11.2017

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/12/2015 tarih ve 2014/1637-2015/1242 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı … AŞ’nin 95.550 adet hissesinin sahibi olduğunu, ancak şirketin mahkeme kararı ile iflasına karar verildiğini, 2001 yılında bir kısım iflas borçlarının ödendiğini ve şirketin iflastan kurtulması için şirket hisselerinin satılarak gayrimenkul bedelinin tahsili için Av. … tarafından belirlenen … isimli şahsa vekalet verdiğini, şirket borçları ödendikten sonra şirketin iflasının kaldırılmasına karar verildiğini, … isimli şahsın yine davalı … ile yapmış olduğu gayri resmi 25/08/2001 tarihli hisse devir sözleşmesinin onaylanması sırasında müflis … A.Ş. şirketinin vekili olan Av. …’nun bu devir sözleşmesi üzerinde bir araştırma yapmayarak devralan … ve diğer alıcıların taleplerini kabul ettiğini, hisse devir sözleşmesindeki davacıya atfen vekili sıfatıyla atılan imzanın sahte olduğunun ve iflas idaresi memurluğuna 19/10/2009 tarihinden bir gün önce Av. … tarafından sahte olarak hazırlanıp sunulduğunun beyan edildiğini, hisse devri alan … isimli şahsın Av. …’nun akraba olduğunu, adreslerinin aynı ofis adresi olduğunu, davalı şirketin daha sonra ticaret sicil merkezini …’e taşıdığını, şirket adresinin dahi Av. …’nun adresiyle aynı olduğunu, dolayısıyla …, Av. …’nun birlikte hareket ettiklerini ve müvekkilini dolandırdıklarını, yargılama esnasında davalılar vekili dava dışı Avukat …’nun Avukatlık Kanunu’nun 47. maddesine aykırı hareket ettiğini, usulsüz işlem yaparak müvekkilinin hisselerinin elinden çıkmasına sebep olduğunu belirterek müvekkilinin söz konusu davalı şirketin paydaşı olduğunun tespitine kararı verilmesini talep etmiş,
Davalılar vekili, davacı tarafın sahte vekaletle ya da olmayan birisinin sahte imzalarıyla vekaleten hisselerinin satıldığı yönündeki iddiaların doğru olmadığını, davanın zaman aşımına uğradığını, hissenin satış zamanının 25/08/2001 olduğunu ve şirket hissesinin devir alınmasının üzerinden 13 yıl geçtiğini, sözde bulundukları suç duyurusunun dahi zaman aşımına uğradığını, …’un davacı ve ailesiyle taraflarının birlikte tanıdığı olduğunu ve satışa vekil olarak da davacının bizzat kendi iradesiyle noterden vekil kılındığını, hisse devrinin vekaletle yapıldığını, imzaların vekil …’a ait olduğunu, vekaletin gerçek olup dolayısıyla da satışın yasal olduğunu, gönderildiği iddia edilen paralarla hisse devrinin hiç bir ilgisinin ve alakasının olmadığını, davacının diğer tüm iddialarının davayla bir ilgisinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, geçerli olarak yapılan ve yüklediği edimler karşılıklı olarak yerine getirilmiş bulunan hisse devir sözleşmesinin üzerinden uzun yıllar geçtikten sonra geçersiz olduğu iddiasıyla hükümsüz kılınmasına ilişkin olarak açılan işbu davanın hukuken de yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 16/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.