Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/4188 E. 2017/6392 K. 21.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4188
KARAR NO : 2017/6392
KARAR TARİHİ : 21.11.2017

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/12/2015 tarih ve 2014/422-2015/653 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin %50 hissesine sahip bulunduğu davalı şirketin yetkilisinin ortak … olduğunu, müvekkili ile yetkili ortak arasında husumet bulunduğunu, temsil yetkisine haiz ortağın davalı şirketin içini boşalttığını, kurduğu yeni şirkete mal ve sermaye geçirdiğini, şirketi devamlı olarak vergi ve benzeri borçlandırmalar altına sokarak müvekkilinin mağduriyetini kötü niyetli olarak arttırmak istediğini, şirket adresinin de müvekkiline haber verilmeden taşındığını ileri sürerek davacının haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu, müvekkili şirketin diğer ortağının yeni kurmuş olduğu bir şirketi bulunmadığını, şirket adresinin taşınması için alınan kararda davacının da imzasının bulunduğunu, diğer ortak tarafından şirketin içinin boşaltılmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin devlete ve özel firmalara borcu bulunduğunu, davacının kötü niyetli olarak bu borçlardan kaçmak amacıyla işbu davayı açtığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davalı şirketin ortakları arasında uzun süredir ciddi anlaşmazlıklar bulunduğu, tarafların bir araya gelemedikleri, davacının şirketin yönetimini kötüye kullandığı ve şirketin içini boşalttığı iddiasıyla diğer ortak hakkında suç duyurusunda bulunduğu, bu halde ortaklar arasında güven ilişkisinin ortadan kalktığı, bu aşamadan sonra şirket ortaklarının ticari faaliyet amacıyla bir araya gelerek şirketi yürütmesinin, şirket kuruluş gayesinin gerçekleştirilmesinin giderek zorlaştığı hatta imkansız hale geldiği, haklı nedenlerin gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, davacı ortağa şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesinin yerinde olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava haklı sebeple limited şirket ortaklığından çıkma istemine ilişkindir. Mahkemece, alınan bilirkişi raporu da benimsenerek davacının dava dışı şirket ortağı hakkında suç duyurusunda bulunmuş olması ve şirketin iki ortaklı olması sebebiyle, şirket organlarının çalışmasının ve şirket amacının gerçekleşmesinin fiilen imkansız olacağı değerlendirilmesi yapılmıştır. Limited şirket ortaklığından çıkmak için geçerli haklı sebep kavramının ne olduğu konusunda yasada açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte, doktorinde ve Dairemiz uygulamalarında, haklı sebep kavramı; ortaklık ilişkisini çekilmez hale getiren ve dürüstlük kurallarına göre ortaklık ilişkisini sürdürmesinin ortaktan beklenemeyeceği haller olarak kabul edilmiştir. (…, Ortaklıklar Hukuku 2017, s.428) Haklı sebep kavramının her somut olayda mahkeme tarafından takdir edilmesi gerekmekle birlikte, ortaya konulan haklı sebebin nesnel ve objektif ölçülere uygun olması gerekir. Bu bağlamda, mahkemece salt davacı ortağın dava dışı şirket ortağı hakkında suç duyurusunda bulunmuş olmasının şirketten çıkmak için haklı sebep teşkil ettiğini kabul edilmesi doğru görülmemiş hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 21/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.