YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4227
KARAR NO : 2017/6356
KARAR TARİHİ : 20.11.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 27/01/2016 tarih ve 2015/576-2016/21 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 19/01/1981 tarihinde ticaret siciline tescil edildiğini, ”…” ibaresinin 14/01/1982, ”… …” ibaresinin ise 16/11/1998 tarihinden beri TPE nezdinde müvekkili şirket adına marka olarak tescilli olduğunu, davalının müvekkili şirketin tanınmışlığından yararlanmak düşüncesi ile ”…” ibaresini şirket unvanı olarak tescil ettirdiğini, ”… Plastik” markasını da haksız olarak görsel, yazılı emtialar ve internet sitelerinde kullandığını ileri sürerek, davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile davalının ticaret unvanından ”…” ibaresinin terkinine, … unvanının davalının ticaret unvanında kullanmasının önlenmesine, bu unvanın yer aldığı tanıtım malzemeleri ve ticari belgelerin kullanılmasının men’ine, silinebilenlerin silinmesine, silinemeyenlerin ise kullanılmasının önlenilmesine, müvekkili şirket adına marka olarak tescilli ”… PLASTİK” markasının davalıya tanıtım malzemeleri, ticari belgelerde, görsel ve yazılı belgeler ve internet ortamında kullanılmasının men’ine, silinebilenlerin silinmesine, silinemeyenlerin ise kullanılmasının önlenilmesine, hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, tarafların ticaret unvanlarının ve iştigal konularının farklı olduğunu, ticaret unvanlarındaki benzerliğin tespitinde kelime benzerliğinin tek başına yeterli olmayacağını, ”…” ibaresinin müvekkili şirket ortaklarının soyadı olduğunu, işletmenin adının 1980’li yıllardan beri kullanıldığını, müvekkili şirketin unvanını tescil ettirdiği tarihten bu yana 10 yıl geçtiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak tüm dosya kapsamına göre; davacı, iltibasa neden olan davalının ticaret unvanının terkinini isteyebilme hakkına sahip ise de davalının unvanının tescilinden yaklaşık 10 yıl sonra dava açıldığı, bu sürenin makul bir süre olarak kabul edilemeyeceği, sürenin sessiz kalınarak geçirilmesi ile hak kaybı oluşacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 20/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.