YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4253
KARAR NO : 2017/6096
KARAR TARİHİ : 13.11.2017
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/01/2016 tarih ve 2015/141-2016/9 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şubenin merkezinin … bulunduğunu, 01.12.2008 tarihinde … şube açılmasına ve müvekkilinin daimi temsilci olarak atanmasına dair yönetim kurulu kararı alındığını, 20.01.2009 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan ilanla şubenin kuruluşunun gerçekleştirildiğini, müvekkili ile şirket arasında 01.02.2009 tarihli iş sözleşmesinin imzalandığını, 05.03.2009 tarihinde 5510 sayılı Yasa kapsamında müvekkilinin sigorta başlangıcının yapıldığını, 16.04.2009 tarihinde müvekkilinin, şubenin tüm temsil, ilzam ve imza yetkilerini …’a devrettiğini, …/… şubesinin yeni temsilci tarafından 26.08.2009 tarihinde kapatıldığına ilişkin yazı aslının müvekkiline tebliğ edildiğini, aynı tarih itibariyle de müvekkilinin sigortalılık ilişkisine son verildiğini, müvekkili tarafından açılan işçilik alacaklarına ilişkin davanın feshin haksızlığı gerekçesiyle kısmen kabul edildiğini, işçilik alacakları davasında hükmedilen karar harcı da dahil olmak üzere … Ticaret Odasının aidatları, vergi borçları gibi şirket borçlarının müvekkilinden istendiğini, ödeme emirlerinin müvekkili aleyhine düzenlendiğini, bu sebeplerle işbu davanın açılmasında müvekkilinin menfaati olduğunu, müvekkilinin temsil, ilzam, imza yetkilerinin sona erdiğine dair tescil ve ilanın yapılmamasının müvekkilini kamu idareleri nezdinde mağdur ettiğini ileri sürerek müvekkilinin 26.08.2009 tarihi itibariyle davalı şirket nezdindeki temsil, ilzam ve imza yetkilerinin sona erdiğinin tespitini, bu tespitin Ticaret Sicil Gazetesinde hükmen tescil ve ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şubenin halen faal olup davacının yetkili göründüğü, davalı şubeye tebligatların Tebligat Kanununun 35. maddesine göre yapıldığı, şubeyi temsile yetkili başka birinin bulunmadığı, davacının merkez tarafından azledildiği, davanın … şirket merkezine karşı açılması gerektiği, davalı şubenin taraf ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle HMK’nın 114/d ve 115. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan ve usulden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı Şubedeki temsil ve imza yetkisinin sona erdiğinin tespiti istemine ilişkin olup mahkemece, davanın, merkezi … bulunan …’ye karşı açılması gerektiği, davalı Şubenin taraf ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Ancak, tüzel kişiye karşı açılması gereken bir dava, tüzel kişinin organı olmayan şubeye yöneltildiğinde, dava bu nedenle reddedilemez, davaya, tüzel kişiye karşı devam edilmesi gerekir. Bu itibarla mahkemece, dava dilekçesinin merkezi … bulunan …’ye tebliğinin sağlanarak işin esasına girilmesi ve hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın usulden reddi yerinde görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 13/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.