Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/4389 E. 2017/6336 K. 20.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4389
KARAR NO : 2017/6336
KARAR TARİHİ : 20.11.2017

MAHKEMESİ : . FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/12/2015 tarih ve 2014/34-2015/224 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, … Büyükşehir Belediyesi tarafından … kent içi raylı sistemlerin işletmeciliğini yapmak üzere kurulan müvekkili adına tescilli “… ŞEKİL” ve “…” ibareli markaların bulunduğunu, hizmet verilen yolcu sayısının yüksekliği gözetildiğinde markaların alışılımışın çok üzerinde bir tanınırlığa sahip olduğunu, işareti gören herkesin aklına müvekkilinin ve metronun geldiğini, davalının müvekkili markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer işaretleri metro istasyonunun yanında bulunan ticari işletmesinde kullanarak müvekkilinin marka hakkına tecavüz ettiğini, Belediyeye ait bir çok işletme de bulunduğundan bu şekilde kullanım nedeniyle davalının işletmesinin Belediye, hatta müvekkili tarafından işletildiğinin sanılacağını ileri sürerek markaya tecavüzün durdurulmasını, 556 sayılı KHK’nın 66/c maddesi uyarınca şimdilik 1.000 TL maddi, 1.000 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, 15.07.2015 havale tarihli dilekçesi ile maddi tazminat yönünden talebini 62.182 TL’ye çıkararak bu tutara dava tarihinden itibaren faiz işletilmesini istemiştir.
Davalı, tabelalarını sadece bir hafta kullandığını, gerçekten bir marka ihlali varsa muhatabının … … olduğunu, zaten anılan firmanın ihtarı ile tabelayı kaldırdığını savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, davacıya ait markanın aynısını market tabelası olarak kullandığı, ulaşım sektöründe hizmet veren davacıya ait “… ŞEKİL” ibareli markanın 6, 12, 37, 39 ve 42. sınıfta tescilli olduğu, davalının ise fatura ödeme merkezi, … dolumu, … Kart ve otobüs bileti satışı ve gıda ve benzeri ürünlerin satışı ile iştigal ettiği, sektörler arasında genel olarak bağlantı bulunmamakla birlikte davalının metro istasyonu yanında işyeri açması ve … … ve … dolumu yapması nedeniyle karıştırılabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
1-) Dava, markaya tecavüzün giderilmesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. 556 sayılı KHK’nın 12. maddesi uyarınca, “dürüstce ve ticari veya sanayi konularıyla ilgili olarak kullanılmaları koşuluyla üçüncü kişilerin, ad ve adresini, mal veya hizmetlerle ilgili cins, kalite, miktar, kullanım amacı, değer, coğrafi kaynak, üretim veya sunuluş zamanı veya diğer niteliklere ilişkin açıklamaları kullanmaları marka sahibi tarafından engellenemez”. Davalının, davacı adına tescilli “… ŞEKİL” ibareli markayı market olarak işlettiği işyerinde kullandığı sabit ise de, bu işyerinde … … ve … dolumu da yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davalının, davacı adına tescilli markayı kullanım şeklinin 556 sayılı KHK’nın 12. maddesine göre dürüst kullanım kapsamında kalıp kalmadığı tartışılıp değerlendirilerek ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken bu yönden değerlendirme yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu yönden bozulmasını gerektirmiştir.
2-) Kabule göre de, HMK’nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı, 183. maddesinde tarafların veya mahkemenin dava dosyasında bulunan belgelerdeki açık yazı ve hesap hatalarının, karar verilinceye kadar düzeltilebileceği, 304. maddesinde de hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hataların, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebileceği belirtilmiştir.
Somut olayda, mahkemece, hükmün tefhim edildiği 03.12.2015 tarihli celsede 62.182 TL’nin davalıdan tahsiline dair karar verilmiş, gerekçeli kararda ise, kısa kararda 62.182 TL’nin tahsiline karar verilmesinin daktilo hatası niteliğinde olduğu belirtilerek 63.182 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline dair hüküm tesis edilmiştir. Mahkemece, kısa kararda 62.182 TL’nin tahsiline dair verilen hüküm HMK’nın 183. ve 304. maddelerinde belirtilen maddi hata niteliğinde olmadığından HMK’nın 198/2. maddesine aykırı olarak tefhim edilen kısa karara aykırı olarak gerekçeli kararın hüküm fıkrasında değişiklik yapılması da doğru görülmemiş, kararın bu yönden de bozulmasını gerektirmiştir.
3-) Bozma sebep ve şekline göre, davalının maddi tazminatın miktarına yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının maddi tazminatın miktarına yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 20/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.