Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/4397 E. 2017/6445 K. 22.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4397
KARAR NO : 2017/6445
KARAR TARİHİ : 22.11.2017

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/01/2016 tarih ve 2015/106-2016/7 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, … isimli markanın tescili talebiyle TPE nezdinde başvuruda bulunduklarını, davalının … markasını gerekçe göstererek itirazda bulunduğunu, TPE tarafından yapılan incelemede davalının bu itirazlarının yerinde görüldüğünü bu nedenle huzurdaki davayı açtıklarını, davalı şirketin … markasının sicile tescilini 1998 yılında ilk kez yaptırdığını ve 2008 yılında bu kaydın yenilendiğini, ilk tescilden bu güne kadar itiraza konu ürünlerde herhangi bir kayda değer imalatının bulunmadığını, 556 sayılı KHK’nın 14. maddesi uyarınca davalı şirketin … markasını kullanmadığı gerekçesiyle davalı adına tecsil olunmuş … markasının iptalini, bu durumun mümkün olmaması halinde mezkur sınıf bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, 556 sayılı KHK’nın 42/1-c maddesinin iptali ile birlikte artık bir markanın tescilinden itibaren 5 yıl içinde kullanılmadığı gerekçesi ile hükümsüzlüğüne karar verilebilmesinin hukuki alt yapısının ortadan kalktığını, dolayısıyla huzurda açılmış bulunan davanın reddinin gerekeceğini, davacı tarafın uzunca bir süre sustuğunu, sessiz kalma yoluyla hak kaybına neden olduğundan MK.2 hükümleri uyarınca nispi red sebeplerine dayalı iptal davası açma konusunda artık menfaat sahibi bir tüzel kişilik olduğunu iddia etmenin açık şekilde hakkın kötüye kullanımını oluşturacağını savunarak davacı tarafça açılmış olan haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. .
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; kullanmaya dair delillerin incelemesine yönelik olarak dosyanın bilirkişiye sevkine dair verilen kesin süre içerisinde davacı tarafın bilirkişi ücretini yatırmadığı dolayısıyla davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kullanmama nedenine dayalı markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, karar tarihinden sonra 06.01.2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 14.12.2016 tarihli 2016/148 esas ve 2016/189 karar sayılı kararı ile 556 sayılı KHK’nın 14. maddesinin iptaline karar verildiğinden sonucu itibariyle doğru olan kararın bu değişik gerekçeyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru olan hükmün açıklanan değişik bu gerekçe ile ONANMASINA, istek halinde aşağıda yazılı 27,00 TL harcın temyiz edene iadesine, 22/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.