YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4600
KARAR NO : 2017/6619
KARAR TARİHİ : 27.11.2017
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/01/2016 tarih ve 2013/387-2016/44 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında 03/05/2012 tarihli yurtiçi taşıma sözleşmesinden kaynaklanan ticari ilişki mevcut olduğunu, anılan taşıma esnasında hasar gören ürünler için 01/07/2013 tarihinde 369790 ve 369791 numaralı faturalar ile toplam 26.600,94 TL fatura düzenlendiğini, faturanın noter aracılığıyla davalıya gönderildiğini, ancak davalı şirketin eksik ve zarar görmüş ürün teslimi olmadığı gerekçesiyle faturayı iade ettiğini, bunun üzerine davalı şirket aleyhine icra takibi yapıldığını, davalı tarafın itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı itirazında bulunmuş, kayıp olduğu iddia edilen ürünlerin müvekkili şirkete verilmiş olduğunun belli olmadığını, ürünlerin taşıma esnasında hasara ve kayba uğradığına dair yazılı belge olmadığını, faturanın davacı şirkete iade edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ticari defter ve kayıtlarında 26.679,65 TL alacaklı olduğu, davacının davalı yana sağladığı bir hizmet, sattığı bir mal veya bir üretimin söz konusu olmadığı, aksine davacı için hizmet görenin davalı olduğu, davacının taşıma esnasında meydana geldiğini ileri sürdüğü zararın tazmini fatura ile davalıdan talep ediyor olmasının fatura uygulamasına aykırı olduğu, davacının faturayı düzenlemesi ve ticari kayıtlarını usulüne uygun tutmasının davalının taşınan yüke fatura içeriği kadar zarar verdiği şeklinde kabul edilemeyeceği, davacının sahibi olduğu kargolar için davalıdan sürekli ticari ilişki şeklinde hizmet aldığı ve düzenli navlun ödemeleri yaptığı, davacının fatura konusu ederek talep edebileceği sözleşmeye dayalı bir alacağının bulunmadığı, tazminat talebi bakımından taşıma sözleşmesinin ifasında zayi ve hasarın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklı yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, yukarda özetlendiği gibi davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, dosya kapsamından taraflar arasında 03.05.2012 tarihli taşıma sözleşmesi düzenlendiği ve taraflar arasında ticari ilişki olduğu çekişmesizdir. Davacı taraf, davalının muhtelif tarihlerde yaptığı taşımalar esnasında hasar gören veya ziyaa uğrayan ürünler için kendisinin yaptığı ödemelerden dolayı davalı tarafa fatura kesildiğini, ancak iade edildiğini, bunun üzerine yapılan icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek işbu davayı açmış, dava dilekçesi ekinde ise bir kısım meydana gelen hasarlarla ilgili davalı firma çalışanlarının imzasının olduğunu ileri sürdüğü teslim tutanakları, kargo tesellüm fişleri, sevk irsaliyeleri ve davacıya yapılan ödeme başvuruları gibi çeşitli belgelere de delil olarak dayanmıştır. Bu durumda, davacı delilleri tartışılıp değerlendirilmeksizin yetersiz bilirkişi raporu hükme esas alınarak yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmeyip davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 27/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.