YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4632
KARAR NO : 2017/6384
KARAR TARİHİ : 21.11.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/12/2015 tarih ve 2013/460-2015/436 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 08/05/2002 tarihinde restaurant işletmeciliği ile faaliyete başladığını 08/10/2003 tarihinde “… zeytin evi” adlı iş yerini açtığını, zeytin ve zeytinyağı satışı ile “…” ticari unvanını kullanarak zeytinyağ yemekleri yaptığı bir lokanta işlettiğini aynı zamanda adına marka olarak tescil ettirdiğini, davalının önceleri yanında çalıştığını, daha sonra iş yerini 13/09/2010 tarihli sözleşme ile davalıya kiraladığını ancak, davalının ödemelerini yapmadığını, aleyhine dava açıldığını, sonra davalının bir kaç dükkan ötede “…” ismiyle yeni bir lokanta açtığını ve markayı da kötüniyetle adına tescil ettirdiğini ileri sürerek, davalının fiilinin haksız olduğunun tespiti, “…” marka ve logosunu birebir kullanmak suretiyle lokanta işletmeciliği yaparak vaki marka hakkına tecavüz fiillerinin durdurulması, tecavüzün ref ve men’i, haksız rekabetin tespit ve men’i, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkini, 5.000,00 TL manevi tazminat ile hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında akdedilen 13/09/2010 tarihli sözleşme ile müvekkilinin iş yerinin işletme hakkını devraldığından markaya tecavüz ya da haksız rekabet teşkil eden bir eylemi bulunmadığını zaten, adına tescilli markasını kullanmasının da haksız bir kullanım teşkil etmeyeceğini savunarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların 13/09/2010 tarihli sözleşme ile davacıya ait lokantanın 5 yıl süreyle davalı tarafından işletilmesi ve davacıya da bunun karşılığında kira ödenmesi hususunda anlaştıkları ancak, aradan geçen süreçte davalı temerrüde düştüğünden davacının 05/03/2013 tarihli tahliye taahhüdü ile sözleşmenin sona erdiği, iş yerini boşalttığı ve bir dükkan öteye dükkan açtığı, dava sırasında işbu iş yerinin de kapatıldığı, sözleşmenin hasılat kirası niteliğinde olduğundan davalının, davacıya ait “…” markasını kullanmasının davacının marka hakkına saldırı niteliğinde olduğu, markayı ilk olarak davacının, restoran işletmeciliği için davalının 2011/19438 nolu başvurusundan önce 43. sınıf mal ve hizmetlerde kullandığı, bu nedenle markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini gerektiği, fazlaya ilişkin talebin ise, dosya kapsamı ve bilirkişi raporuyla uyuşmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davalı adına tescilli, 2011/19438 nolu “…” markasının “yiyecek ve içecek hizmetleri sağlanması” hizmetleri yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı tarafça davalının “…” marka ve logosunu kullanmak sureti ile gerçekleştirdiği haksız fiillerinin tespiti, marka hakkına tecavüzün men ve ref’i, haksız rekabetin tespit ve men’i, manevi tazminat, hükmün ilanı ile davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü istemleriyle açılan işbu davada, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Uyuşmazlık konusu “…” markası üzerinde öncelik hakkının davacıya ait olduğu, davalı ile aralarındaki işletme devir sözleşmesi anılan ibarenin devrini içermediğinden hükümsüzlük koşullarının oluştuğu mahkemenin de kabulünde olduğundan hükümsüzlük kararı verilmesi isabetlidir. Buna karşın, benimsenen bilirkişi raporu itibariyle anılan ibarenin kullanımının haksız rekabet oluşturmayacağından bahisle haksız rekabete yönelik talep reddedilmiş ise de, Yargıtay HGK’nun 27/03/2013 tarih, 2013/11-209 E- 2013/399 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere 556 sayılı KHK 44/2.maddesi uyarınca hükümsüzlüğün geçmişe etkisi kapsamında marka sahibinin kötüniyetli hareketinden kaynaklanan tazminat hakkı saklı bulunmaktadır. Nitekim, davacı tarafça lokantasını davalının eylemi nedeniyle “…” ismi ile işletemez ve kiraya veremez olduğu, mesleki itibarı ve müşteri potansiyelinin zarar gördüğü, hazırlıklarını tamamlamak üzere olduğu yemek kitabı ile ilgili çalışmalarında problemler yaşadığı için zarara uğradığı da ileri sürüldüğüne göre, davalının tescilde kötüniyetli olup olmadığı hususu da araştırılarak eyleminin 556 sayılı KHK’nın 44/2 maddesi kapsamında tazminat ile sorumlu tutulup tutulamayacağı hususu değerlendirilip, hasıl olacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken haksız rekabete ilişkin talebin de reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 21/11/2017 oybirliğiyle karar verildi.