Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/6154 E. 2017/6477 K. 23.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/6154
KARAR NO : 2017/6477
KARAR TARİHİ : 23.11.2017

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 18/06/2015 tarih ve 2014/240-2015/399 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılarlar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21/11/2017 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılar vekili Av. … … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların murisi olan …’in davacı şirketin ortağı olduğunu, davalılar murisinin davacı şirkete olan borcu nedeniyle bir kısım gayrimenkullerinin mülkiyetinin davacı şirkete devredildiğini, kalan bakiye borcu için mirasçılarına ihtarname gönderildiğini, ihtarname sonrasında mirasçılardan …’in hissesine düşen borcu ödediğini ancak davalıların borcu ödemeyi kabul etmediklerini, davacı şirket hakkında yapılan vergi incelemesi sonucu 2007 yılı 10. ayı itibariyle ortakların aldığı borç paraların fatura edilmesi ve KDV ödenmesi gerektiğinin belirlendiğini, şirketin vergi cezasına çarptırıldığını, kesilen vergi cezasının ortakların hisseleri oranında ödemesi hususunda ortaklara ihtarname çıkarıldığını, davalıların bu sorumluluklarını da yerine getirmeyerek borçlarını ödemediklerini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalılardan 5.000,00’er TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesiyle talebini 83.012,83 TL’ye yükseltmiştir.
Davalılar vekili, zaman aşımı definde bulunmuş, davacı şirkete borçlarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda, … Vergi Dairesi Başkanlığı … Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkere yazıldığı, davacı şirkete kesilen vergi cezasına ilişkin tüm evrakların, uzlaşma tutanağına istinaden düzenlenen tahakkuk fişlerinin ve tahsilat dokümanlarının getirtildiği, bozma ilamı öncesi toplanan tüm deliller ile bozma ilamı kapsamında dosya içine alınan müzekkere cevabı birlikte değerlendirildiğinde dava tarihi ve ıslah tarihi itibarı ile 818 sayılı BK m 126/5′ de düzenlenen zaman aşımı süresinin dolmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, 83.012,83 TL’nin 05/05/2009 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan miras payları oranında tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin zamanaşımına ilişkin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, davacı şirketin ortağı olan davalıların murisinin almış olduğu borçtan kaynaklanan vergi ziyaı cezasının tahsili istemine ilişkin olup, davacı şirket, alınan borç nedeniyle tahakkuk eden faizin KDV’sinin ödenmemesi sebebiyle 2007 ve 2008 yıllarında cezaların ödendiğini bildirerek bu cezanın tahsilini talep etmiştir.
Türk Hukuku’nda ortaklar, limited şirketin borçlarından şahsen sorumlu değildirler. Ancak, sınırlı sorumluluk ilkesinin, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 532. maddesinde düzenlenen açığı kapama yükümlülüğü, 531. maddesinde hüküm altına alınan selef sıfatıyla sorumluluk gibi istisnaları da mevcuttur. Bu istisnalardan biri de kamu borçlarından dolayı sorumluluk halidir. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun’un 35. maddesinde, limited şirket ortaklarının, şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağı ve bu kanunun hükmüne göre takibe tabi tutulacağı hükme bağlanmıştır. Ortağın anılan bu borcu, onun limited şirkete karşı taahhüt ettiği veya ödediği sermaye borcundan ayrı, bağımsız bir borçtur. Sorumluluk, sermaye payı oranıyla sınırlıdır.
Somut uyuşmazlıkta, kamu borcunun muhatabı olan davacı şirketin bizzat kendisi tarafından ödenen vergi cezası sebebiyle davalıların murisinin ne sebeple bu kamu borcundan sorumlu tutulduğuna ilişkin herhangi bir tartışma ve değerlendirme yapılmaksızın davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin zamanaşımına ilişkin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, (3) Bozma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.480 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 23/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.