Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/8351 E. 2017/5585 K. 23.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8351
KARAR NO : 2017/5585
KARAR TARİHİ : 23.10.2017

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26.01.2016 tarih ve 2015/195-2016/18 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, 10.04.2015 tarihinde vergi dairesinin davalı bankadaki hesabına e-haciz işlemi uyguladığını, bankanın da bu işlem üzerine mevduat hesabına bloke koyduğunu, oysa vergi idaresince kendisine yapılmış bir tebligatın ve kesinleşmiş bir borcun bulunmadığını, vergi dairesi işlemine karşı 12.05.2015 tarihinde yürütmenin durdurulması talepli dava açtığını, davalının 05.06.2015 tarihinde blokeyi kaldırıp 08.06.2015 tarihinde bilgisi ve izni dışında hesabındaki mevduatı vergi dairesine ödediğini, bankanın tasarruf sahibinin hak ve menfaatini korumadığını, bankaya vergi dairesine ödeme yapabileceği yönünde bir talimat vermediğini ileri sürerek 316,96 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 6183 sayılı Kanun uyarınca vergi dairesi tarafından davacının hesabına e-haciz işlemi uygulandığını, davacının talebi ile bu haczin kaldırılamayacağını, paranın vergi dairesine ödenmesine engel teşkil edecek bir mahkeme kararının ibraz edilmediğini, yine vergi dairesinin istemi ile haciz konulan tutarın idarenin banka hesabına gönderildiğini, müvekkilinin üstüne düşen yükümü yerine getirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, … Vergi Dairesinin yazısı üzerine davacının mevduat hesabına 10.04.2015 tarihinde bloke konulduğu, … 5. İdare Mahkemesinin 19.06.2015 tarihli 2015/834 esas sayılı yürütmeyi durdurma kararı ile blokenin kaldırıldığı, ancak yürütmeyi durdurma kararından önce davalı bankanın 08.06.2015 tarihinde havale işlemini gerçekleştirdiği, vergi dairesinin işleminin 6183 Sayılı Yasa’nın 54. maddesine göre yapıldığı, davalı bankanın inisiyatif kullanma yetkisinin bulunmadığı, ödeme emrinin usulsüz olmasının ya da vergi borcunun usulsüz tahakkukunun vergi dairesinin sorumluluğunda olduğu, davalı bankanın 6183 sayılı Yasa’nın 83. maddesi gereğince yükümlülüğünü yerine getirdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
1-) 28.05.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 sayılı Yasa’nın 3/k bendinde “Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi” tüketici, 3/ı bendinde ise “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem” tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa’nın 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı Yasa’nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasının engelleyemeyeceğine değinilmiştir. HMK’nın 1. maddesinde ise görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği düzenlenmiştir.
Somut olayda; davacı, davalı bankaya yatırdığı mevduatın kendisine iade edilmeyip vergi dairesi hesaplarına aktarıldığını ileri sürerek maddi ve manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir. Davanın açıldığı 11.06.2015 tarihi itibariyle 6502 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği, davacının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu bankacılık işleminin de tüketici işlemi sayıldığı, yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca davaya bakma hususunda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu hususu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasının incelenip yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2-) Bozma sebep ve şekline göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.