Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/8705 E. 2017/6588 K. 27.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8705
KARAR NO : 2017/6588
KARAR TARİHİ : 27.11.2017

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 8. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/12/2015 tarih ve 2015/…-2015/… sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının, dava dışı …’dan aldığı vekaletnameye binaen adı geçen şahsa vekaleten müvekkili ile 12.11.2013 tarihli genel kredi sözleşmesi ile ticari kredi kartı/… sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşmeler gereğince esnek ticari kredi hesabı açılıp davalıya businesscart verildiğini, davalının kredi ödemelerini aksatması üzerine hesabın kat edildiğini, bu esnada …’ın davalıyı müvekkilinin bilgisi dışında azlettiğini, alacağın tahsili için … aleyhine başlatılan takibe itiraz edildiğini, itiraz dilekçesinde kendisinin bir borcunun bulunmadığını, kredinin davalı tarafından kullanıldığını ileri sürdüğünü, davalının azilden sonra dahi businesscart ve kredileri kullanmaya devam ettiğini, böylece başkası adına tahsis edilmiş kredileri kendi menfaatine kullanmak suretiyle sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek 13.745,08 TL’nin asıl alacak tutarı olan 11.967,68 TL’sine dava tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ve BSMV’si ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, … adına vekaleten kredi çekmediğini, tüm iddiaların gerçek dışı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile dava dışı … Ticaret/… … arasında genel kredi ve ticari kredi kartı sözleşmelerinin imzalandığı, istek üzerine davalı adına ek ticari kart verildiği, davalının sözleşmeyi kendi adına değil vekaletnamesine istinaden dava dışı … adına imzaladığı, sorumluluğun sözleşmenin taraflarına ait olduğu, vekaletnamesiz iş görme hükümlerinin uygulanamayacağı, davalının sebepsiz zenginleşmediği, davacının alacağını dava dışı 3. kişiden isteyebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Davacı vekili, davalı adına ticari kredi kartı düzenlendiğini, davalının, … adına müvekkili ile genel kredi sözleşmesi imzaladığını, dava dışı … adına tahsis edilen ticari kredinin davalı tarafından kullanıldığını ileri sürerek alacak talebinde bulunmuş olup taraflar arasındaki ilişki bankacılık işleminden kaynaklanmaktadır. Mahkemece işin esası incelenmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiştir. Ancak, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinde tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin
düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava olduğu, 5/2. maddesinde bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin görevi dahilinde bulunan ve bu kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara, asliye ticaret mahkemesinde bakılacağı, 5/3. maddesinde ise asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanacağı belirtilmiştir. Görev hususu kamu düzeninine ilişkin olup yargılamanın her safhasında mahkemece resen gözetilmelidir. Bu itibarla mahkemece dava tarihi itibariyle bankacılık işleminden kaynaklanan davanın ticari dava niteliğinde olduğu, uyuşmazlığın çözümünde asliye ticaret mahkemesinin görevli bulunduğu hususu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilip yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 27/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.