YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8753
KARAR NO : 2017/6306
KARAR TARİHİ : 20.11.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/10/2015 tarih ve 2014/9-2015/1013 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkiline ait olan dava dışı ….ve Tic.Ltd.Şti.’deki hisselerinin davalıya noterde düzenlenen limited şirket hisse devir sözleşmesi ile devredildiğini, ancak geçen süreye rağmen 73.500,00 TL hisse devir bedelinin ödenmediğini, bunun üzerine müvekkili tarafından asıl alacak ve işlemiş faizi olmak üzere toplam 133.101,45 TL üzerinden davalı aleyhinde ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek davalının icra dosyasına vaki itirazının iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; alacağın zamanaşımına uğradığını, noterde düzenlenen limited şirket hisse devir sözleşmesinde davacının parasını nakden ve peşinen aldığına dair imzalı beyanının bulunduğunu, icra takibinin kötüniyetle yapıldığını savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının noterde düzenlenen sözleşmede parasını nakden ve peşinen aldığını beyan ettiği, bu beyanın aksini yazılı delille ispatlayamadığı, ayrıca icra takibinin haksız ve kötü niyetli olarak başlatıldığı gerekçesiyle davanın reddine ve asıl alacağın %20’si oranında kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, limited şirket hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan alacak için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde, davacının noterde düzenlenen 24.12.2008 tarihli sözleşmede parasını nakden ve peşinen aldığını beyan ettiği, bu beyanın aksini yazılı delille ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı tarafından öninceleme duruşmasından sonra dosyaya sunulan ve imzası davalı tarafından inkar edilmeyen, 25.12.2008 tarihli devir ve temlik sözleşmesinde “hisse devir bedellerinin davacıya peşin olarak ödeneceği ve ödemenin gecikmesi halinde
%30 oranında faiz ödeneceğinin kabul edildiği” beyanını içermektedir. Ayrıca HMK’nın 145. maddesi “Taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir.” hükmünü haizdir. Bu durumda, mahkemece, HMK’nın 145. maddesi gözetilerek davacı tarafından sonradan sunulan 25.12.2008 tarihli sözleşmenin delil olarak kabul edilip edilemeyeceği tartışılıp sunucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, 25.12.2008 tarihli sözleşmenin delil olma niteliği ile ilgili olumlu veya olumsuz bir karar verilmeden yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 20/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.