Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2017/2859 E. 2017/4316 K. 13.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/2859
KARAR NO : 2017/4316
KARAR TARİHİ : 13.09.2017

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 13/11/2013 tarih ve 2013/193-2013/283 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı banka vekili asıl davada, davalılardan …’ın, davacı banka ile dava dışı Sezginler Gıda Sanayi ve Ticareti A.Ş. arasında imzalanan kredi sözleşmesinin müşterek borçlusu ve müteselsil kefili olduğunu, kredi borcunun tahsili için borçlular ve kefiller hakkında yapılan takibin kesinleştiğini, takip borçlusu müflis şirket ile davalı kefilin malvarlıklarının alacağı karşılamadığını, ancak davalının borç ilişkisinin devamı sırasında ünvan değişikliklerinden sonra nihai olarak TND Gıda ve Temizlik Maddeleri Dağıtım A.Ş unvanını alan dava dışı şirketteki hisselerini muhtelif tarihlerde yakınları olan diğer davalılara devrettiğini, hisselerini devretmiş görünmekle birlikte davalının şirket müşaviri sıfatıyla birinci derece imza yetkilisi olarak şirkette söz sahibi bulunduğunu, hisse devirlerinin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla hileli olarak yapıldığını ileri sürerek, davalının dava dışı şirketteki hisselerinin devir ve satışlarına ilişkin tasarrufların iptalini, söz konusu hisseler üzerinde davacıya cebri icra yetkisi tanınmasını talep ve dava etmiş, yargılama sırasında ise davalı …’ın malvarlığını gizlemek amacıyla sermaye artırımı nedeniyle sahip bulunduğu rüçhan hakkını kanunun emredici kurallarına aykırı olarak kullanmadığını, bahsi geçen hisselerin diğer davalılarca alındığını, yapılan işlemin inançlı işlem olup, hisselerin gerçekte davalı …’a ait olduğunu ileri sürerek davayı nam’ı müstear davası olarak ıslah etmiştir.
Davacı vekili birleşen davada ise, davacı bankanın borçlusu …’ın alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla sermaye artırımı sonucu rüçhan hakkı sahibi bulunduğu hisselerden feragat ederek, söz konusu hisselerin annesi ve kız kardeşlerine devredilmesini sağladığını, rüçhan hakkından feragatın geçersiz olduğunu, davalı şirketin de bu işlemlere taraf olduğunu ileri sürerek, borçlu hissedar …’ın tasarruf işlemlerinin gerçekte hiç yapılmadığından hisselerin haczi ve satışın istenmesi suretiyle alacağın tahsiline imkan verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar Burak ve … vekili, davacı tarafından başlatılan takibin davalı …’ın itirazı üzerine durduğunu, açılan itirazın iptali davasının ise derdest olduğunu, iddianın aksine davacının kesinleşmiş bir alacağının bulunmadığı gibi, itirazın iptali davasının sonucunun da beklenmesinin gerektiğini, dava dışı şirketin sermayesinin 1999 yılında 5.000 TL’den 250.000 TL’ye çıkartıldığını, artırılan sermayenin 2. apel ödemesinin 29.08.2002 tarihinde yapılmasının kararlaştırıldığını, davalının sermaye artırımında taahhüt ettiği miktarın 2. apel ödeme tutarı 33.750 TL olup, bu miktarı ödeyemeyeceğini anlayan davalı …’ın yazılı olarak sermaye artırımından doğan rüçhan hakkından feragat ettiğini, şirket yönetim kurulunca 2. apel miktarına isabet eden hisse miktarı kadar davalının ortaklık payının ıskat edildiğini, açıkta kalan bu hisselerden 22.515 hissenin diğer davalılardan … tarafından alındığını, ortada davalı tarafından yapılmış bir hisse devrinin bulunmadığını, zaten davacının müvekkilinin şirketteki hisselerini bahsi geçen takipte haczettirdiğini, ıslaha muvafakatlarının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalılar … ve … vekili, müvekkillerine yapılmış bir hisse devri bulunmadığını savunmuştur.
Birleşen davanın davalısı TND Gıda ve Temizlik Maddeleri Dağıtım A.Ş vekili, yetki ve husumet itirazı ile zamanaşımı savunmasının yanı sıra, dava konusu edilen hisselerin hiçbir zaman borçlu hissedarın malvarlığına girmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davalı …’ın TND Gıda ve Tem. Mad. Dağ. A.Ş. deki hisseleriyle ilgili rüçhan hakkını kullandıktan sonra bu haktan feragat edemeyeceği, bu hakkı kullandığı için dava konusu payların maliki olduğu, sermaye borcunu ifa etmediği paylar bakımından da pay sahipliği sıfatının devam ettiği, …’ın dava konusu payların mülkiyetini devrettiğinden veya kaybettiğinden bahsedebilmek için kendisinin bu payları başkalarına açıkça devretmiş olmasının veya şirket tarafından kendisi hakkında ıskat protestosunun uygulanmasının gerektiği, şirketin davalı hakkında yürüttüğü işlemlerin TTK’nın 408. maddesine uygun olmadığı, ortağın sermaye borcunu yerine getirmemesi halinde şirket tarafından onun paylarının diğer ortaklara devrinin sağlanmasının hukuken mümkün olmadığı hisse devrine ilişkin şirket yönetim kurulu kararının batıl olduğu, …’a ait payların devrinin geçersiz olduğu, dava konusu payların halen davalı …’ın mülkiyetinde bulunduğu, ortada geçerli bir devir işlemi bulunmadığından nam-ı müsteardan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 37,60 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 13/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.