YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/3979
KARAR NO : 2017/5598
KARAR TARİHİ : 23.10.2017
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … … 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/02/2016 tarih ve 2015/1371-2016/143 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin davalılardan … Tic. A.Ş.’de belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını, sözleşmenin haksız biçimde sona erdirilmesi ile davalıya ücret alacağı, kıdem tazminatı, fazla çalışma alacağı, ikramiye alacağı ve sair alacaklarla ilgili alacak davası açtıklarını, … 16. İş Mahkemesi’nin kararı ile müvekkili lehine toplamda 783.840,90 TL alacağa hükmedildiğini ve müvekkili tarafından borçlu şirket aleyhine ilamlı icra takibi başlatıldığını, ancak icra takibi neticesinde kısmen dahi ödeme yapılmadığını ve yapılan araştırmalarda da borçlu şirketin mülkiyetinde bulunan borcu karşılamaya kabil malvarlığına da rastlanılmadığını, yapılan araştırma neticesinde davalı şirketler arasında organik bağın bulunduğunun tespit edildiğini, davalı gerçek kişilerin ise davalı şirketlerin üçünün de yönetim kurulu üyesi olduğunu ileri sürerek davalı şirketler ve davalı şahıslar arasındaki tüzel kişilik perdesinin aralanarak biçimsel olarak farklı olarak gözüken şirketlerin ve şahısların tamamının borçlardan sorumlu tutulmasının sağlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili; davanın reddine istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacağın işçi alacağı olduğu ve iş mahkemesi tarafından hükme bağlandığı, alacağın tahsili için davalılar arasındaki organik bağın tespiti istemli işbu davanın TTK’nın 4. maddesinde ya da başka bir yasada ticaret mahkemesinde görüleceğine dair bir hüküm bulunmadığı, işbu davaya bakma görevinin iş mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı şirketler arasındaki organik bağın tespiti ve tüzel kişilik perdesinin aralanarak davalı şirketler ile bu şirketlerin yönetici ve ortakları olan davalı şahısların borcun tamamından sorumlu tutulmasının sağlanması istemine ilişkindir. Mahkemece, davaya konusu alacağın iş mahkemesi tarafından hükme bağlanan işçi alacağı olduğu ve davaya bakma görevinin ise iş mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacı vekili, davalı şirketler arasında organik bağın bulunduğunu ve tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak borçtan sorumlu tutulmaları gerektiğini, davalı gerçek kişilerin ise bu şirketlerin yönetim kurulu üyeleri ve ortakları olduğu için borçtan sorumlu olduklarını ileri sürmüştür. Davalı vekili ise, davalı şirketlerin grup şirketi olduğunu, ancak bu durumun tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak grup şirketlerin ve ortaklarının malvarlığına gidilmesini gerektirmediğini savunmuştur.
Bu durumda, işbu davanın hizmet sözleşmesinden kaynaklanmadığı, davalı şirketler arasındaki organik bağın tespiti ve diğer yönetici ortaklarında tüzel kişilik perdesi kaldırılarak borçtan sorumlu tutulmaları istemine ilişkin olduğu, bu haliyle davalılar yönünden TTK’nın 3. maddesi gereğince ticari iş niteliğinde olduğu gözetilerek işin esasına girilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamıştır.
2- Ayrıca, … Ticaret Sicil Müdürlüğü’nce davalılardan … Tic. A.Ş’nin 670 sayılı KHK hükümleri gereğince 24.08.2016 tarihinde re’sen terkin edildiği ve 01.09.2016 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi’nde bu hususun ilan edildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kararı doğrultusunda, darbe teşebbüsü ve terörle mücadele çerçevesinde alınması zaruri olan tedbirler kapsamında çıkarılan 03.10.2016 tarihli 675 sayılı KHK’nın 16/1 maddesine aynen; “Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17/8/2016 tarihinden önce açılan davalar ile bu kapsamda Hazine ile … Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen davalarda mahkemelerce, 15/8/2016 tarihli ve 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 5’inci maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle red kararı verilir. Bu kararlar duruşma günü beklenmeksizin dosya üzerinden kesin olarak verilir ve davacılara resen tebliğ edilir. Tarafların yaptığı yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.” hükmünü haizdir.. Bu durumda, 675 sayılı KHK’nın 16/1. maddesi gözetildiğinde, davalı …. ve Tic. A.Ş. hakkında açılan davanın 675 sayılı KHK’nın 16/1 maddesi kapsamında dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğinden, kararının bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 23/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.