Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2018/5215 E. 2020/2565 K. 02.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5215
KARAR NO : 2020/2565
KARAR TARİHİ : 02.06.2020

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/01/2016 gün ve 2014/1115 – 2016/19 sayılı kararı onayan Daire’nin 04/06/2018 gün ve 2016/12473 – 2018/4271 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalının müşterisi olduğunu, Ege Özel Bankacılık Merkez Şubesinde hesabının bulunduğunu, müvekkilinin talimatı olmaksızın hesaplarında 18/04/2012 tarihinde yapılan işlem ile zarara uğratıldığını ileri sürerek, şimdilik 20.000,00 TL’nin 18/04/2012 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının hesap hareketleri incelendiğinde zararının sabit bulunduğunu, davacı ile müvekkili arasında “Türev İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi” imzalandığını, davacının bu sözleşme kapsamında 2010 yılından bu yana “Opsiyon”, “Forward ve Döviz / Parite” işlemleri gerçekleştirdiğini, 157 adet türev işlemleri yapan davacının fazla getiri elde etmek amacıyla bu işlemleri gerçekleştirdiğini, işlem hacminin büyük olduğunu, son olarak 18/04/2011 tarihinde bir adet opsiyon işlemi yaptığını, o işlemde davacı satıcı konumunda olduğundan 5.000 CHF priminin hesabına yatırıldığını, telefon kayıtları ve davacının ibranamesi ile işlemlerden haberdar olduğu ve durumu bildiğinin sabit bulunduğunu, piyasada meydana gelen dalgalanmanın davacının yatırımına olumsuz etki yaptığını, durumun davacıya bildirildiğini, ek teminatlar yatırdığını, sözleşmeye uygun olan işlemin kapatıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalı nezdinde hesabı olduğu, ayrıca bu hesapla ilgili aralarında Türev İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi imzalandığı, davacının birden ziyade türev işlemleri yaptığı, davalı dava konusu işlemde davacının sözlü talimatı olduğunu savunmuş ise de buna dair bir kanıt sunulmadığı, ancak davacının 18/04/2011 tarihli türev işlemi ile ilgili olarak yapılan prim ödemesini hesabından tahsil ettiği, bilahare bu işlem ile ilgili olarak her ne kadar sonuçlanmamış ise de 17/05/2011 tarihli belge ile haberdar olduğu, bir zararının doğması halinde davalıdan maddi ve manevi tazminat talep etmeyeceğini kabul ettiği, öncesinde de anılan işlem ile ilgili olarak teminat yatırdığı, bu durum karşısında taraflar arasındaki hesap hareketleri, davacının öncesinde yoğun olarak başka türev işlemleri yapması, yatırılan primi tahsil edip teminatı yatırması ve bu işlemin mahiyetini bilen davacının 19/04/2011 tarihli ibranamesi ile uyuşmazlığa konu işlem tarihi de açıklanarak davalıyı açıkça ibra etmesi dikkate alındığında baştan itibaren türev işleminde haberdar olduğu, bilgisi dahilinde işlemin gerçekleştirildiği ve bu işlemin sonuçlarına katlanması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Bu kez davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 38,50 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 477,45 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davacıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 02/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.