YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5421
KARAR NO : 2020/3555
KARAR TARİHİ : 22.09.2020
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 17.05.2017 tarih ve 2015/243-2017/152 sayılı kararın Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalılar vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 22.09.2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalılar vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin çeşitli tarihlerde ve çeşitli miktarlarda kuru kayısı yükünü Amerika’da mukim CNC Trading Distribution and Warehousing Inc. şirketine vesaik mukabili sattığını, müvekkilinin malın alıcısı CNC şirketinden almış olduğu talimat üzere malların Amerika’ya taşınması amacıyla davalı … A.Ş. ile irtibata geçtiğini, müvekkilinin taşıyan Schenker Arkas’a verdiği yükleme talimatında taşıma konusu malların vesaik mukabili olduğunu da bildirdiğini, nitekim taşıyanın talimata uygun olarak banka emrine konişmentolar düzenlediğini, diğer davalının taşıyanın ifa yardımcısı olarak hareket ettiğini, davalıların usulüne uygun banka cirolu orjinal konişmentolar kendilerine ibraz edilmeksizin malları CNC ve/veya 3.kişilere teslim ettiklerini, böylece müvekkilinin mal bedelerini tahsil edemediğini, müvekkilinin tahsil edilmeyen mal bedelleri ve kâr nedeniyle bu davaya konu edilen zararının 917.000 USD olduğunu, bu alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalılarca haksız olarak itiraz edildiğini belirterek, icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına, % 40 icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili, asıl davada talep edemeyeceği anlaşılan takip tarihinden mal bedelinin ödendiği 30.06.2010 tarihinde kadar geçen süredemahrum kaldığı kâr bedeli olarak şimdilik 537.000,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davacının malların alıcısı ile açık hesap şeklinde çalıştığını, bu sebeple malların tesliminin taşıma belgesinin ibrazı mukabilinde gerçekleşmediğini, malların taşıma belgesi ibraz edilmeden tesliminin davacı satıcı ile alıcı arasında yerleşmiş bir uygulama olduğunu, zarar miktarının iddia edilenden çok daha düşük bulunduğunu, icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini belirterek asıl davanın reddini istemiş, birleşen davanın ise zamanaşımı nedeniyle reddini savunmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; birleşen davaya konu kar kaybı alacağının navlun sözleşmesine aykırılıktan kaynaklandığı, navlun sözleşmesi eser-istisna sözleşmesi niteliğinde olduğundan BK’nın 126.maddesinde düzenlenen 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, bu durumda davacının ek davaya konu olan kar kaybı zararını en geç ödeme tarihi olan 30.06.2010 tarihinden itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde talep edebileceği, birleşen davanın ise 5 yıllık süre geçtikten sonra 11.03.2016 tarihinde açılmış olmasından dolayı birleşen davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığı kabul edilerek birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine; asıl dava yönünden ise icra takibine konu olan asıl alacak ile ilgili daha önce verilen hüküm kesinleşmiş olduğundan bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, asıl davadaki kar kaybına ilişkin talebin alınan bilirkişi raporu doğrultusunda 12.294,36 TL üzerinden kısmen kabulü ile bu tutarın takip tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili için icra takibinin devamına, hüküm altına alınan kar kaybı yargılama neticesinde belirlendiğinden davacının koşulları oluşmayan icra inkar tazminatının reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili, katılma yoluyla davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, mahkemenin gerekçesinin aksine taraflar arasındaki ilişkinin eser değil navlun sözleşmesi olmasına ve 6762 sayılı TTK’nın 1067. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin birleşen davanın açıldığı tarih itibariyle geçmiş bulunmasına göre, davacı vekilinin birleşen davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalılar vekili her ne kadar 30.10.2018 tarihli dilekçesi ile kararı katılma yoluyla temyiz etmiş ise de, davacı tarafın temyizi birleşen davaya ilişkin olup, davalılar vekilinin temyizinin ise asıl davada verilen hükme ilişkin olduğu, bu haliyle davalılar vekilinin davacı tarafın temyiz dilekçesine karşı katılma yoluyla temyiz isteminde bulunamayacağı, nitekim her iki dava aralarındaki bağlantı sebebiyle birlikte görülmüş ise de; esasında iki ayrı dava ve iki ayrı hüküm bulunduğu, bu sebeple davalılar vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçesinin kabulünün mümkün olmadığı, ayrıca davalılar vekilinin 30.10.2018 tarihli dilekçesinin de 10 günlük süre içinde verilmediği anlaşıldığından, davalılar vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin birleşen davaya yöenlik temyiz itirazlarının reddi ile birleşen davada verilen kararın ONANMASINA (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, istek halinde aşağıda yazılı 17,40 TL harcın temyiz eden birleşen davaya yönelik birleşen davada davacıya iadesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 22.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.