Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2018/5609 E. 2020/3562 K. 24.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5609
KARAR NO : 2020/3562
KARAR TARİHİ : 24.09.2020

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 11.07.2017 tarih ve 2015/855-2017/941 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 15.09.2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av. …ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin İstanbul ili kapsamında 102.0 Mhz frekansından radyo yayını yapma lisansına sahip olduğunu, taraflar arasında aktedilen sözleşmeler uyarınca frekansın davalı yanca kullanılacağını, reklam gelirlerinin davalıya ait olacağını, ancak davalının müvekkiline kira ödeyeceğini, sözleşmedeki hükme rağmen davalının 2008 yılı için RTÜK katkı paylarını, telif hakkı bedellerini ödemediğini, 2009 yılı Nisan ve Mayıs ayı kira bedelleri ödemesinin de yapılmadığını, ilk 3 ay ödemesinin ise geç gerçekleştirildiğini, sözleşme uyarınca diğer aylara ilişkin kira bedellerinin de muacceliyet kesbettiğini, böylece davalının 2009 yılı Nisan ve Mayıs ayları kira bedeli ile birlikte sözleşme sonuna kadar aylık kira bedelleri tutarında borcunun bulunduğunu, ayrıca RTÜK katkı payları, meslek birliklerine telif hakkı bedelleri ve diğer resmi gider kalemleri olarak müvekkiline ödeme yapması gerektiğini ileri sürerek kira alacağı olarak şimdilik 8.000.- TL + KDV’nin, telif hakkı ve resmi gider kalemi olarak 2.000.- TL’nin 13.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, ıslah dilekçesi ile prodüksiyon haklarına ilişkin olarak 84.960.- USD’nin faiziyle fiili ödeme günündeki TL karşılığının tahsilini istemiş, RTÜK payları, telif bedelleri ve diğer resmi alacaklara ilişkin talebini ise 42.440,23 TL’ye çıkarmıştır.
Davalı vekili, müvekkilinin dava tarihine kadar kendisine gönderilen tüm fatura bedellerini, telif ücretleri ile RTÜK paylarını ödediğini, davacının sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullananlarla ilgili Kara Liste olarak adlandırılan kod listelerinde olduğunun öğrenildiğini, bu sebeple 2 aylık ücretin ödenmediğini, davacı tarafından 102.0 frekansındaki radyo yayınlarının durdurulmasının istenmesi üzerine frekanstaki yayının durdurulduğunu, kiracılık sıfatı sona erdiğinden sözleşme sonuna kadar tüm kira bedellerinin muacceliyetinden söz edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmede aylık 8.000.- USD+KDV’nin her ayın birinci günü davalı tarafından ödeneceğinin, ödemelerin bir yıl içinde 3 kez 10 iş gününü geçmesi halinde sözleşmenin ihbarsız feshedilmiş olacağının, kalan aylara ait kiraların da muaccel hale geleceğinin kararlaştırıldığı, davalının RTÜK payları, meslek birliklerine telif bedellerini ödemeyi üstlendiği, davacının ihtarına rağmen 2009 yılı Nisan ve Mayıs aylarına ilişkin prodüksiyon/ kira bedellerinin ödenmediği, alınan bilirkişi raporuna göre davalının muaccel hale gelen kira bedellerinden, meslek birlikleri ve RTÜK ödemelerinden kaynaklı borcunun bulunduğu, meslek birlikleri ve RTÜK’e yapılan ödemelerin tamamının davacı defterlerine kaydedildiği, ödeme dekontlarında ve belgelerde davacı şirketin kaşesinin yer aldığı, davalının ödemeye ilişkin ticari defterlerinde herhangi bir kayda yer verilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, 10.000.- TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi, 40.440,23 TL’nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ve 79.274,47 USD’nin ıslah tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa’nın 4-a maddesi uyarınca işleyecek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK’nın 83. maddesi, (6098 sayılı TBK’nın 99. maddesi) uyarınca konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir. Ancak ödemenin ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödenmesi kararlaştırılmış ise alacak ödemenin bu para birimiyle veya ülke para birimiyle ödenmesini istemede seçimlik hakka sahiptir. Yenilik doğurucu nitelikteki bu hakkın kullanılmasıyla birlikte hakkı kullanan kişi bu kararından geri dönemez.
Davacı, dava dilekçesinde fazlaya dair haklarını saklı tutarak kira alacağı için 8.000.- TL’nin, meslek birlikleri ve RTÜK payları için 2.000.- TL’nin ihtarname tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini istemiş, ıslah dilekçesinde ise dava dilekçesinde sözleşmeye göre talep edilen alacak miktarı 8.000 TL’nin, dava tarihinde 5.685,53 USD’ye karşılık geldiğini belirtip bunun mahsubu ile bu kalem yönünden taleplerini 79.274,47 USD arttırarak 84.960.- USD’nin, ihtarname tarihinden itibaren işleyecek Devlet Bankalarının 1 yıl vadeli Amerikan Dolarına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte fiili ödeme günündeki TL karşılığını talep etmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı, dava dilekçesinde sözleşme bedelini TL üzerinden istediğinden bu tercihinden dönerek ıslah dilekçesi ile borcun yabancı para üzerinden tahsilini isteyemeyeceğinin gözetilmemesi yerinde olmamış, kararın bu yönden davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
3- RTÜK’e ve Meslek Kuruluşlarına yapılacak ödemelerden davalının sorumlu olduğu hususunda bir ihtilaf yoktur. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 3.4. maddesinde davalının, davacı tarafından prodüksiyon yayın hakkı çerçevesinde yapılacak belgeye dayalı resmi giderleri (RTÜK vb.), kendisine bildirildiği tarihten itibaren 10 gün içerisinde ilgili mercilere ödenmek üzere davacıya ödeyeceği ya da davacı adına ödendiğine dair makbuzu ibraz etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir. Bu hükme göre davalı, bu ödemeleri davacıya yapabileceği gibi davacı adına ilgili kuruluşa yapıp makbuzunu ibraz edebilecektir. Davalı, kira faturalarının incelenmesiyle sözleşmede kararlaştırılan aylık tutarlardan daha fazla tutarda düzenlendiğinin anlaşılacağını, zira meslek kuruluşları ödemelerinin davacı tarafından kira bedeli faturalarına ilave edildiğini, davalının bu yolla meslek birliği ödemelerini gerçekleştirdiğini, RTÜK ödemelerinin de yine davalı tarafından yapıldığını, Kurumdan iki asıl makbuz alındığını, bunlardan birini kendisinde tutup, diğerini davacıya verdiğini savunmuş, buna ilişkin delillerini sunmuştur. Bu durumda mahkemece, davalının bu savunmaları üzerinde durulup değerlendirilerek ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken salt meslek birlikleri ve RTÜK ödemelerinin davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı kayıtlarında bu kalemlere rastlanmadığı, davacının düzenlediği kira faturalarında da davalının savunması yönünde bir ibare bulunmadığı yönündeki bilirkişi raporuna itibar edilerek eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmemiş, kararın bu yönden de davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
4- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davacı, 13.05.2009 tarihli ihtarnamesinde tebliğden itibaren 3 gün içinde edimlerin ifasını, prodüksiyon bedellerinin, KDV’si ile birlikte 9 aylık ödeme tutarlarının, Müyap ve varsa RTÜK paylarının 24 saat içinde ödenmesini istemiştir. Bu durumda davalının, ihtarı tebellüğü ve atıfet süresinin hitamından sonra temerrüde düştüğü nazara alınarak temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken dava ve ıslah tarihlerinden itibaren faize hükmolunması doğru olmamış, kararın bu yönden de davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınarak yekdiğerine verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 24.09.2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Taraflar arasındaki sözleşmede, ödemelerin bir yıl içinde 3 kez 10 iş gününü geçmesi durumunda, sözleşmenin herhangi bir ihbara gerek olmaksızın tek taraflı feshedilmiş olacağı ve geri kalan aylara ait kiraların muaccel hale geleceği düzenlenmiştir. Davalının 3 aylık ödemeyi sözleşmede belirtilen süreden sonra ödediği, dava tarihi itibariyle 2 aylık sözleşme bedelini de ödemediği ihtilafsız olup bakiye kira alacağı muaccel hale gelmiştir. Ancak, davalı kira bedelini peşin ödemek suretiyle kiraladığı frekans üzerinden yayınına devam edebilecekken davacının gönderdiği 13.05.2009 tarihli ihtarname üzerine frekansı terk etmiştir. Bu durumda davalının borcu frekansı kullandığı süre ile sınırlı olmalıdır. Davacı, alacağını, dava dilekçesinde açıkça kira bedeli olarak istediğinden mahkemece, istenen bu tutarın ifa yerine cezai şart olarak kabul edilmesi yerinde olmamıştır. Davacının buna ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu bakımdan da bozulması gerektiği kanısında olduğumuzdan saygıdeğer çoğunluğun (1) numaralı bentteki görüşüne katılmıyoruz.