YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/693
KARAR NO : 2019/1346
KARAR TARİHİ : 20.02.2019
MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada … 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen …/06/2017 tarih ve 2016/378 E. – 2017/237 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair … Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesince verilen …/11/2017 tarih ve 2017/1018-2017/1056 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanunun 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle
dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalı şirketin 2015/58635 sayılı 36. sınıf hizmetleri kapsayan “EKD E-KREDİ DESTEK+Şekil” ibareli marka başvurusuna, müvekkilinin 2014/84041, 2014/84062 sayılı “E-KREDİ+Şekil”, “EKREDİ+şekil” ibareli markalarını mesnet göstererek yaptığı itirazın nihai olarak …’nın 2016-M-7866 sayılı kararıyla reddedildiğini, müvekkilin banka ve finans sektöründe 28 yıldır faaliyet gösteren Türkiye’nin halka açılan ilk özel sektör bankası olduğunu, davalı markasının müvekkilinin markaları ile açıkça karıştırılma ihtimali yarattığını, markalar arasında fonetik, ses, anlam benzerliği, halk üzerinde bıraktığı toplu intiba açısından ayırt edici hiçbir unsurun bulunmadığını ileri sürerek …’nın 2016-M-7866 sayılı kararının iptalini, tescil edilmiş olması halinde davalı markasının hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı kurum vekili; davalı başvuru markasının bütün olarak özgün nitelikte olduğunu, “E-KREDİ” ibaresinin markasal anlamda zayıf ibare olduğunu, davalı başvuru markasındaki diğer unsurlarla yeterli ayırt edicilik sağlandığını, davacının markalarının da ek olarak şekil unsuru ihtiva etmeleri nedeniyle markaların benzer olmadığını, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket cevap dilekçesi sunmamıştır.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalının “EKD E-KREDİ DESTEK+Şekil” ibareli markasıyla davacının “E-KREDİ+Şekil” ibareli tescilli markaları arasında, dava konusu markanın asli unsuru “EKD+Şekil” esas alınarak yapılan incelemede, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve anlamsal olarak ortalama
tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerliğin bulunmadığı, davacının mesnet markalarındaki ibarelerin tanımlayıcı olması nedeniyle taraf markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesindeki karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, başvuru ibaresi yönünden taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin oluşmaması nedeniyle 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesindeki koşulların da oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
… Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davacı vekilinin istinaf başvurusunun, “E-KREDİ” ibaresinin ayırt edici niteliği haiz kelime ve şekil unsurları ile birlikte herkesçe kullanılabilecek ibarelerden olduğu, davacının da anılan ibareyi bu şekilde kullandığı, aynı nedenle davalı şirketin de ayırt edici şekil ve kelime unsurları ile birlikte başvuru konusu ibareyi kullanmasının 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas yaratmadığı, taraf markalarının aynı hizmetlerde tescil edilmek istenmesine rağmen, ibarelerin benzer olmaması ve Yargıtay HGK içtihatları uyarınca, iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu, yerel mahkemece bilirkişi incelemesi yapılmadan karar verilmesinde isabetsizliğin bulunmadığı, bu hususta istinaf incelemesinde bilirkişi raporu alınmasına gerek olmadığı, ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden kanuna uygun olduğu gerekçesiyle esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 8,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 20/02/2019 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.